Etiket Arşivi: Düşünce

Kuşlar halen uçuyorlar!

kuşlarKelimelerin israfından sığınırım Tanrı’ya. Sığınırım sığınağın ortasındaki barınağı bir türlü bulamayanlara. Kervan sahiden gitti mi, biz yolda mı kaldık yoksa?
İyi insanlar iyi atlara binip gittilerse kalanlar kimler?
Bütün bu soruların aslında cevapları bizim dimağımızı meşgul edecek kadar önemli değil. Peki, neden soruyoruz bunları… Çünkü şerh düşmek gerek hayata. Ölüme şerh düşmek hayata şerh düşmekten geçer zira… İnsan kendi varlığının uzağındadır. Ama her uzağın içinde bir yakın vardır. Âlem zıtlıklar üzere inşa edilmiştir. Aslında basit olan tüm bilmeceleri girift hale getiren de bizleriz. Çünkü asli vatanımızdan uzakta olduğumuz için kendimizi en mutlu anlarımızda bile hüzün içinde hissedeceğiz. “İçimde bir sıkıntı var” diyeceğiz durup dururken. Uzaklara dalıp dalıp gideceğiz. Sahi pencereden dışarı ya da bir arabanın camından nereye bakıyoruz? İçimizde bir yerlere gitme arzusu neden var? Mutlak mutluluk diye bir şey yok zaten. İnsan hep aynı hal üzere kalamaz. Ki dünyada mutlu olabilmek, dünyaya sığabilmek esasında insan ruhuna aykırı bir durum. Çünkü insan ömrü boyunca bir arayış içindedir ve ömür boyunca “neredesin sen?” der.
Duvağı açılmamış bir gelin değil ki dünya, ben onun için serenatlar söyleyeyim.
Kelime sükutun şerhidir, sükut kelimenin bereketidir!
Şimdi her gün olduğu gibi bir İlhami Çiçek şiiri okuyacağım ve tekrarlayacağım:
“Yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçıştır”
İnsan an gelir bir şiirin arasında kalakalır günlerce.
İnsan kalakaldığını sanır günlerin gölgelerinin içinde…
Kuşlar geçiyor şimdi şiirlerin arasından…
Ben şiirler yollarım sana;
Ellerini aç da kuşlar konsun omuzlarına.

Ben Bir Yobazım!

Yobazım listelere giremeyecek kadar yobazım. Onları hadlerini aştıklarını düşünüyorum. Yobazım benliğimi sadece bildiğim üstünde kullanmak istiyorum. Kimse ile yarışmak istemiyorum. Bu yüzden öteki deyimlerin içinde bile yokum.Ve yokum kendilerine göre uydurulmuş düzenlerinin içinde.
Saç-malıyorum üstünüze sıçramasın

nedenmiş ki..
Bal gibi yaşar da
Toplum diye bir şey oluşturmuşuz
O sağ olsun elinde oynatıyor
hep iki kişilik toplumlar diyorum Devamını Oku »

Kalbimizden zorumuz var mı?

KALBİMİZDEN ZORUMUZ VAR MI?
Tabutumun hacmi her gün artarken hayret etme yetimin de gitgide azaldığını hissediyorum. Artık her olay, her kelime bana olağan gelmeye başladı. Bu dünyaya sığamayışın sebebi nedir? Bu bir kalp meselesidir.
Her gün ölümü tekrar tekrar istiyorum.
Mevlana da istiyordu;
Yunus da istiyordu;
Nietzsche de istiyordu;
Shakspeare de istiyordu;
J.P.Sartre da istiyordu…
Ana rahmindeki mutlak rahimiyeti istiyoruz. Oraya geri dönmek istiyoruz.
Çıkmak istiyoruz dünyadan, lakin kapısı yok! Devamını Oku »

Anlamıyorsunuz!

Sizler varya sizler yalancısınız …
yal-andır tadına doyamadığınız güçleriniz ve paranın üç buçuk soysuza karışmış kanınız…Sizler Sizler büyük lafın sahipleri hor görülmeye gönüllü olanlara çevrilmiş sözleriniz …Sizler S-izler yılana benzer yüzleriniz
gülmeleriniz sahte kıvrımlarınız sürüngenlerden bile alamamışsınız
-sürüngenlerden özür dilemem lazım toprağı havalandırıyor-ya siz kara izleriniz
aydınlık sözler içinde karanlığı tanırsınız …tanıtırsınız
Ah’ı almış semerinize yükleyin yükleyebildiğiniz kadar …hadesin bekçileri anatomisi bozuk …genleri genişleyememiş
ve kusuyorum yüzünüze gene de çok şükür diyorsunuz….
Anlamıyorsunuz …
 

Serzeniş (1)

istiklâl caddesiDaha dün gibi…

Dün geldim bu baş döndüren, gözlere perde çeken, kulaklarda uğultu ve yüreklerde kara lekeler oluşturan bu dünyaya. Ateşten kaçarcasına, nefesimi tutup koştum buraya… Daha dün kaçtım kendimden. Özümü arkada bırakıp kaçtım. Ruhumu almadım valizime. Kaçarcasına geldim… Daha dün gibi; ama bir ömür gibi…

Bir hikâyede anlatıldığı gibi, ruhumu geride bırakıp hızla koştum buraya. O kadar hızlı yaşadım ki; gerçekten bambaşka âlemlere daldım, alışkanlıklar değiştirdim. Beğenilerim, zevklerim, tercihlerim, sevinçlerim, üzüntülerim değişti. Evrimimi hızla tamamladım… Devamını Oku »