Kelimelerin israfından sığınırım Tanrı’ya. Sığınırım sığınağın ortasındaki barınağı bir türlü bulamayanlara. Kervan sahiden gitti mi, biz yolda mı kaldık yoksa?
İyi insanlar iyi atlara binip gittilerse kalanlar kimler?
Bütün bu soruların aslında cevapları bizim dimağımızı meşgul edecek kadar önemli değil. Peki, neden soruyoruz bunları… Çünkü şerh düşmek gerek hayata. Ölüme şerh düşmek hayata şerh düşmekten geçer zira… İnsan kendi varlığının uzağındadır. Ama her uzağın içinde bir yakın vardır. Âlem zıtlıklar üzere inşa edilmiştir. Aslında basit olan tüm bilmeceleri girift hale getiren de bizleriz. Çünkü asli vatanımızdan uzakta olduğumuz için kendimizi en mutlu anlarımızda bile hüzün içinde hissedeceğiz. “İçimde bir sıkıntı var” diyeceğiz durup dururken. Uzaklara dalıp dalıp gideceğiz. Sahi pencereden dışarı ya da bir arabanın camından nereye bakıyoruz? İçimizde bir yerlere gitme arzusu neden var? Mutlak mutluluk diye bir şey yok zaten. İnsan hep aynı hal üzere kalamaz. Ki dünyada mutlu olabilmek, dünyaya sığabilmek esasında insan ruhuna aykırı bir durum. Çünkü insan ömrü boyunca bir arayış içindedir ve ömür boyunca “neredesin sen?” der.
Duvağı açılmamış bir gelin değil ki dünya, ben onun için serenatlar söyleyeyim.
Kelime sükutun şerhidir, sükut kelimenin bereketidir!
Şimdi her gün olduğu gibi bir İlhami Çiçek şiiri okuyacağım ve tekrarlayacağım:
“Yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçıştır”
İnsan an gelir bir şiirin arasında kalakalır günlerce.
İnsan kalakaldığını sanır günlerin gölgelerinin içinde…
Kuşlar geçiyor şimdi şiirlerin arasından…
Ben şiirler yollarım sana;
Ellerini aç da kuşlar konsun omuzlarına.
Galeri
-
Meta
-
Son Yazılar
Popüler Yazılar
- Malifulle İllüstrasyonları
- Galeri
- Sakallı Unakıtan
- hepimiz malifulleciyiz
- Tik tak tik tak tak tak....
- Somalili Mülteci Çocuklar
- Alev Alatlı'nın yayımlanmayan yazısı, Fidel Castro ve bir tellal ve TiMedya
- İnşirah Yüreklerimize İnşirah
- O KADIN BU KADIN GELİP GEÇER
- Bu dünyada iki türlü insan var: Pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler!
Kategoriler
Yorumlar
- Muttaki: Allah korusun, Zaman, doğruyu söylerken b...
- FATOŞ: aşkı ayaklarının altına alırsan onu hissedeme...
- fatima: Ya bu site benim kalbime çok iyi geliyor. İnş...
- admin: Muttakiler yalan söyler mi : ) söylemeyin ef...
- UGraSHAMAN: ".. O halde nereye dönerseniz Allah’ın vechi ...
Etiketler
çocuk ölüm üniversite Şiir Aşk ahlak AKP ayet başörtüsü bilim Cahit Zarifoğlu Cuma Press Düşünce dünya dünya sistemi deli deneme doğum günü dua en çok okunanlar Fidel Castro film Fotoğraf Güncel gündem gece haber harekat hikaye insan izmir kadın kalp Müzik Malifulle medya resim SİYASET sevgi Sinema sistem Türban top 10 yıldız Zaman
Tenhalarda sağanak sağanaktı saçların. Kulaklarınla buluştuğu yerde nefes nefeseydi. Bilmem hangi makamda tilavet edilen bir fısıltı taştı kıyılarından kıyılarıma. Seni almaya geldim dedi. Sonra beni vermeye. Aldım kabul ettim. Dilime yaban ekşisi tadı bırakan benin elinden tuttum. Eli sıcaktı. Sirayet edişi hayret edilecek letafette bir sıcaklık. İki kürek kemiğimin ortasından göğsüme doğru seyreden. Hem el ele hem yan yana yürüdük benimle. Hissederek lakin görmeden,ona doğru belki ama onunla. Bir çay bahçesinde bulduk kendimizi. Ünsiyet ile gelen muhabbet benin yabansı haşyetini ehlileştirdi sanki. Bu bahçedeki güller sanki benin toprağında kök salmıştı. Çaydan bir yudum aldık. Kokusu bene yabancı değil,tadı benin diline aşina. Denize baktık. Baktıkça göz göze geldik. Dalgaların müsebbibi benin kirpikleri,kaşların kıyısıymış gözlerimin. Derken el alem muhabbete dahil oldular. 
Daha dün gibi…