Matematik kitaplarının ortasında hayal kuranlara ithaf olunur.
Her gün bir yol geçiyor zamanın içinden ve bir kar da ansızın kapatıyor yolları. Bu döngü sürüp giderken; Yezitler nefse, Hüseyinler kalbe yürüyorlar. Kimileri yolun ortasından yürüyor, kimileri yoldaki ışıkları söndürüyor; kimileri de yürümekten vazgeçiyor. Ben ellerimi cebime koyup uzun bir yolculuğa çıkmak istiyorum hep. Ellerimi cebimden çıkardığım an yaşamak istiyorum. Ama bir pelteklik düşüyor yüreğime. Her şeyi peltekleştiririm ben de… Peltek peltek susarım ve peltek s’li kelimelerin en güzelini kurarım: sen! Pelteklik ne katar kelimeye? Kalıntılar yaşanacak olanlarla cevap bulacak elbet! Dilimde bir yol ıslığı var, kalbimde yara… Annem ıslık çalınca şeytanlar gelirdi derdi hep. Şeytanlar gider mi ıslık çalmaktan vazgeçsem? Yıllardır sonsuzluktan bir çıkarıp, sıfırı sıfıra bölememenin yollarını aradım. Annem fark etmeden yolları düşürüyordu cebinden. “Şubat ayının çıkmasına dede hesabından 20 gün var” diyordu. Benim dede hesaplarım olmalı dedim sonra. Hiç gitmeyecek bir dedem ve onun bana öğreteceği bir hesabım… Biliyorum bugüne kadar yaptığım hesapların çoğu yanlıştı… Bana öğretilen hesap yolları O’na çıkmıyordu. Biliyorum bölündükçe katreler, ummanı bulamayacak! Dalga sesiyle başlıyor tufan, ama sonra diniyor… Bir daha başlamayacak sanıyorsunuz ama daha büyüğü başlıyor… Bu tufan hiç dinmiyor! Tufanı seviyorum, bu beni korkutuyor… Korkuyorum evet yaşamaktan. Bu suyu akmayan musluk, bu bir türlü yağmayan bulut beni umutsuzluğa itiyor. Oysa havfımın recası olmalı. Dede seni bekliyor rüyalarım, seni bekliyor hesapsızlığım. Hadi gel ve beni bu sayıların karmaşasından kurtar. Gel ve beni tanımla!

“Dede Hesabı” için 0 Yorum yapılmış.
Yorum yapın