Onunla ilk olarak üniversite sınavına hazırlanırken tanışmıştık. Kafakemiği kapılarımı ansızın çalıvermişti. Okuldan eve geliyordum. Başağrısından yıkılıyordum. Uyanıyordum, burnum kanıyordu. Ders çalışıyordum sonra, geçmiyordu. Böyle böyle bir kaç sene daha sürdü. Sinüzit deniyordu adına. Geçen hafta, hem de en münasebetsiz zamanda hortlayıverdi yoldaşım başağrım. Oysa tamamen unutmuştum onu. Halbuki sinüzit hiç geçmeyen bir şey. Ateş, bulantı, baş dönmesi, şiddetli başağrısıyla belli ediyordu varlığını. Doktor arkadaşımız ufak bir muayeneden sonra teşhisi yeniden koydu ve dışarı çıkıp hava almama, bitkin düşmeme rağmen izin verdi.
İznin nedenini sonradan öğrendim. Devamını Oku