vardı
Ali’nin kılıcı
azdı çoğaldı
çoktu azaldı …
hasret şimdi Ömer’in adaletine
gülüne de…
hey yavrum!
….seçtim sececeğimi
!seçtim sessiz
?süremi
_sürgün ses
=sus saçakları …
‘’sancağımın sureti ”
sancağımın
sesi…
Memleket sevgisi;
memleketim ?
memleketim !
memleketim (yok mu kırıklığı anlatan bir işaretimiz?)
Neydi memleket kaç kere oturup ta düşündük… Yaşadığımız evin bulunduğu caddeyi caddenin bulunduğu sokağı, sokağın şehrini… Ülkemizi kaç kere düşündük… Ne kadarımız sahip çıkabildi
sahip çıkmakla ne anladı?
Toprağım
Bayrağım
Dilim
Kültürüm (Din, gelen_eklerimi ve gören_eklerimi)
Hani istiklal marşımız da üstad der ya
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kültürümüze saldırdılar ilk önce binlerce ‘’ Can’’ gözünü kırpmadan canını verince; anladılar bizi savaşarak bölemeyeceklerdi(!) Osmanlı kanı vardı damarlarımız da (•) Osmanlı bize (bilmeyene) saldırgan tüm toprakları işgal eden öğretilmeye çalışmıyor lar mı … ???neden bu neden eğer bilirsen geçmişi ni yarınlara kurdukları tuzaklar bozulacak .Hamburger çeşitleri hayatımıza girdikçe ketçapını daha bir iştahla cips(patates kızartması)’imize katıyorduk …
Aydınlarımız rakı masasında ülke devirip ülkeyi gene kuruyordu…
_izm’lerin hepsi özünden çıkıyor her bir yere ulaşmaya çalışıyorlardı. Başardılar mı (*) biz buna izin vermedik mi? Biz kendi içimizde bile ruhumuzu beslemeden sokaklar da bağırıp çağırmadık mı?
Neden neye, bağırdığımızı bilmeden… O bağırıyordu biz daha da sesimizi yükseltmedik mi? Bağırmakla haklı olduğumuzu kanıtlamaya çalışmadık mı?
Hangimizin elleri yandı? Ne kadar öfkemizi neye duyduk bizi terk eden sevgiliye mi? daha önemli şeyler yok muydu? Boşlukları olanları esrar partilerin de kurban vermedik mi kaç kurbanın var bırak o sarhoşu demedin mi için yanmadan? Dedik mi Eve dön diye dedik mi?
suçladı kardeş kardeşi!
Ayırdılar bizi ayırdılar bir tarafımızı sola attılar bir tarafımızı sağ yol bir ‘di! ne taraftan yürürsen o tarafa ait oldun demedi mi? yol tek…
Mevlana’ya tasavvuf nedir diye sorulduğun da
’’dar zamanlar da geniş gönüller süre bilmektir’’ demiş. Ne kadar genişlete bildik yüreklerimizi dar değil miyiz ben, sen, o… Ne farkımız var ki birbirimiz den. Biz asla asla bireyliğimizi tamamlamadan toplumu düzeltemeyiz. İlk önce bahçelerimiz deki çöpleri temizlememiz gerekiyor… Benim şehirlim benim köylüm benim…
Hani köprü dizisin de diyor ya ulaşamadığın yer senin değildir… Müthiş hoşuma gidiyor bu söz ulaştık mı biz kaloriferli evlerimizde kahvaltısı ettirip nutellalar la (reklâmlar) okul servisleriyle selametle okula yollarken ulaşamadığımız köyümüz de çocuklarımız karlar da saatlerce yürüyerek gidiyorlardı… Hadis_i şerifte denmez mi? Komşun açken sen tok yatamaz sın.
Yatmadık mı?
Ben ;Avrupa birliğini istemiyorum
ben say’ lar saygı duysun istiyorum.
Ben Osmanlı torunu bir Türk’üm bir karış toprağım da ki solucana laf istemiyorum. Ülkemin topraklarının parsel parsel satılmasını istemiyorum…
Dinimin gümbür gümbür gururla hutbelerim le konuşulmasını (biz İslam dini inanlarıyız, Tek Din)
Ana-dolu’mun Türkler de kalmasını ,kimse ye boyun eğmesini istemiyorum… Bunu yapanları onaylanmasını istemiyorum
ve istiklal marşının dille değil yürekle ezberlenmesini…
Gavatlara meze yapmak istemiyorum bilinsin Ülkem Self servis değildir?
Dibi çıkarılmış not…
”La feta illa Ali; la seyfe illa zülfikar”
Yazı çok mu ciddi oldu ?bende daraldım!
Of oooof
Zulüm kalınlaştığı yerden koparmış, demek zulümü daha ince görüyoruz…Hele sıra gelsin ebemize?