O’ndan başka…

Açıköğretim sınavları yine geldi çattı. Her önemli işini, kalan vaktinin son anlarına sıkıştırıp bırakan bir toplumun ferdi olarak, ders çalışmayı da son an’a ertelemiştim.İş yerinde ders çalışmaya çalışmak için bulduğum fırsatı değerlendirirken radyodan gelen kısık sesli müzik dikkatimi çekti. Daha önce defalarca dinlediğim ama sözleri ilk defa bu kadar anlamlı gelen şarkıyı internetten bulup tekrar tekrar dinledim. Şarkı, Ömer Faruk Güneyin sözlerini yazdığı ve Kıraçın yorumladığı Senden Başka parçası.

“Gurbet elde bir başıma Kimim var ki senden başka” sözleriyle başlayan şarkı Adem asli yurdundan/evinden/cennetten daha yeni indirilmiş de bu şarkının sözlerini bestelemiş söylüyordu sanki. Aşkın mekanından, [A]şıkın mekanından indirilen maşukun vaveylasıydı sanki. Gurbette/Dünyada bir başına kalan Ademin/insanın ölümsüzlük bekleyip yediği meyvenin kötü tadından yüzü buruşmuş “Öldüm desem bir damla su Veren mi var senden başka” diyerek; hayatında, ölümünde, rızkı verenin de alanın da, gözetip, kollayanın da O’ndan başkası olmadığını, kalp ile tasdik, dil ile ikrar ederek, gözyaşlarını silerek söylüyordu sanki “Kekik kokan dağlarım yok Bülbül öten bağlarım yok” derken bütün mülk sahibinin, O’ndan başka kimse olmadığını, hatta şimdi, bu şarkıyı söylerken eceli gelse üzerindeki elbisenin dahi bu gurbet elde, bu serabistanda/Dünyada kalacağının itirafını anlatıyordu sanki. “Tutunacak dallarım yok Neyim kaldı senden başka” Bu sürgünde, bu düşüşte tutunacak, bu derde derman verecek, yardım edecek, kurtaracak başka bir kimsenin olmadığını, sevdiği herkesin ve her şeyin terk edip gideceği kabrinin taşına fısıldıyordu sanki “Bana candan bir kez aşkım Diyen mi var senden başka” Cennet kapısında ismi yanında yazılı olan Sevgilinin şahsında, insana verilmiş olan açık çekin yani Aşkın, muhabbetin, sahibinin bir kez dahi olsa “Aşkım” iltifatını duymak arzusuyla, Lebbeyk/buyur hitabına muhatap olabilmek ümidiyle ve bütün hata ve kusurlarını silip kendisine kucak açabilecek Ondan başka kimse olmadığını münacat ediyordu sanki “Semaverde çayım sensin Her çiçekte balım sensin” Bütün güzelliklerin Onun olduğunu, Onu işaret ettiğini, Onu hatırlattığını, hatırlatması gerektiğini ve “Ne gelirse senden gelsin Canım mı var senden başka” diyerek nimetine şükür edilmesi gerektiği gibi, külfetine sabır edilmesi gerektiğini Ondan gelen her şeyde, (Mevlana’nın “lütfün da hoş, kahrın da hoş” deyimiyle vurguladığı) bir hikmet, bir lütuf, kendisine yaklaştırmak için bir bahane olduğunu, canın da cananın da Onun olduğunu ve her şeyin Ona döneceğini söyleyerek bitiriyordu bestesini sanki

İşaret edilen kadar işaret eden parmağında önemli olduğu düşüncesiyle, her an Ona doğru savrularak değil, emin adımlarla yaklaşmamızı bize hatırlatan bu güzel eserden dolayı Ömer Faruk Güney’e ve güzel yorumundan dolayı Kıraç’a tebrik ve teşekkür etmeyi bir borç biliyorum

Aşkın Terzisi

05.04.2008

iiLd6VosITA

2 Yorum

  1. Takunyalı Adam
    Tarihi 10 Nisan 2008 , 0:03 | Kalıcı bağ

    Kekik kokan dağların Bülbül öten bağların mekanına bizi de götürsenya

  2. besme
    Tarihi 10 Nisan 2008 , 1:19 | Kalıcı bağ

    güzel tefsir:)

Yorum Yapın

Eposta adresi yayınlanmaz/paylaşılmaz. * işaretli alanlar doldurulmalıdır.

*
*