{Yazarın gözünden Kömürcü Köyü için tıklayın.}

Feminizm taraftarları zina yasası çıkarılırken seslerini çıkarmıyorlar, uyum sağlayacakmışız ya Avrupa’ya! Maddeye odaklanan kadın ve erkeklerimiz suret ve siret kelimelerinin bile anlamlarını unutmuş durumda. Bütün bunların ortasında Nurhan geliyor aklıma.
Her akşam bir öykü ile evimin yolunu tutuyorum, her akşam içimde bir kız çocuğu ağlıyor. Kadın programlarında bir sürü şebek konuşuyor, bir süre dinliyorum sonra onları… Kadının ekonomik özgürlüğünün olması gerektiğinden bahsediyorlar. Şöyle bir düşündüm; en fazla boşanan kadınlar ekonomik özgürlüğünü almış, üniversite mezunu olan kadınlar. Sorunu ekonomik özgürlüğün çözemeyeceği aşikâr; lakin onlar insanların boşanmasını istiyorsa pek tabii… Globalleşme ile tek tip insan modeli idealine ulaşmak isteyen emperyalist devletler medya desteğini yanlarını alarak değiştirmeye devam ediyorlar… Feminizm taraftarları zina yasası çıkarılırken seslerini çıkarmıyorlar, uyum sağlayacakmışız ya Avrupa’ya! Maddeye odaklanan kadın ve erkeklerimiz suret ve siret kelimelerinin bile anlamlarını unutmuş durumda. Bütün bunların ortasında Nurhan geliyor aklıma. Sınıfa giriyorum herkes SBS denen saçma sınavdan bahsediyor, Nurhan’a soruyorum: Sen girmeyecek misin sınava?
Sarı saçlı o mahzun kız hiç konuşmuyor, hayır manasında başını kaldırıyor. Sonra Nurhan’ın peşine takılıyorum evlerine gidiyoruz. Bir göz odada 7 çocuk anne ve baba beraber kalıyorlar. Ablaya soruyorum: Madem bu kadar durumunuz kötü neden çok çocuk yaptınız? Abla diyor ki: Erkek çocuk istedi beyim, erkek oluncaya kadar doğurdum. Kelimeler boğazıma düğümleniyor… Peki, Nurhan’ı okutmayacak mısınız? İmkânlarımız el vermiyor, sizler yardımcı olursanız, belki okuturuz. O “belki”nin sevinci Nurhan’ın gözlerinin birden parlamasına sebep oluyor. Sonra beraber okula geri dönüyoruz Nurhan’la… O odanın içinde o kadar çok çocuk varken Nurhan’ın bütün dersleri nasıl bu kadar iyi olabilir diye düşünüyorum. Peki ya o münzevi duruşu, mütevaziliği… Acının edebiyatını yapma niyetinde değilim. Haydi Kızlar Okula kampanyalarının, kesintisiz eğitimin, Türkan Saylan’ın, Nur Serter’in bilmediği şeyleri biliyorum. Hiç göremeyecekleri, hiç bilemeyecekleri köylerin yolunu tutuyorum. Küfrün ve riyakârlığın kol gezdiği ülkemde yüzsüzlere inat yüzümü çizmeye devam ediyorum. Ben özgürüm, başörtüm ve direncim tutsak edilmeye çalışılsa da! Ben özgürüm, şah damarımdan yakın olan bana öfkemin derinliğini öğretmeye devam ettikçe! Peki ya siz nasılsınız? Asıl olan ne?
Bir Yorum
sizi anladığımı söylemem bir iddia olurdu ancak anlamaya çalıştığımı söyleyebilirim. ‘peki ya siz nasılsınız?’ sorusunu sormamış olsanız yazacak da değildim. madem ki sorulmuş , söyleyeyim : üzgünüm.
nurhan’a üzüldüm mesela. ‘feministlerin ses çıkarmadığı zine yasası’nın dile getirilmesine üzüldüm. nurhan’dan türkan saylana oradan da başörtüsüne geçilmesine üzüldüm.sanki başka mesele üzerine yazamıyormuş izlenimi almama üzüldüm.küfrün ve riyakarlığın kol gezdiği ülkemde imana ve ihlasa da istenirse rastlanabileceğini düşünüp neden birilerine inat birşeyler çizilir ki diye üzüldüm.
asıl olan ne? diye sormuşsunuz. cevabı verme aceleciliğine girişmeden soru üzerinde düşündüğümde asıl olanın öfke olamayacağı kanaatine varıyorum.