GİRİŞ
Bir süre devam edecek bir yazı dizisi içerisinde ister semavi isterse beşeri olsun tüm dinler içerisinde önemli bir kavram olan ahlak’ı ele alacağız. Bütün insanları kapsayan, bütün zamanlar için ortak olan genel geçer bir ahlaksal düzenin bulunduğu ve bu düzenin genel ilkeler ile kavramlar üstüne kurulu olduğu düşüncesiyle iddialı bir başlangıç noktasının geçerliliği, felsefe tarihinde sıkça tartışılmış ve bu tartışmalar üzerine birçok filozof ahlakı tanımlama çabası içerisinde olmuştur.
İlk çağdan başlayarak tüm diğer çağlar içerisinde de filozoflar kendi ahlak öğretilerini; yaşamın amacı, en yüksek iyi, iyi-kötü, erdem-erdemsizlik, mutluluk, haz gibi ahlak unsurlarını oluşturan unsurları ya hedef alarak yahut temele alarak işlemişlerdir.
“Her toplumun bir inancı vardır, her inancın bir ahlak nizamı vardır” dan hareketle ahlaksız bir millet yoktur ve her toplumun bir ahlakı vardır denilmiştir genel olarak. Ve toplum içerisinde yaşayan, insanını ilgilendiren, onu kapsayıp içine alarak, ahlak alanında da kuram ile pratik ilişkisinin son derece büyük ve önemli oluşundan hareketle, ahlakın hayat ve ahlaki konu çeşitli açılardan ve farklı perspektiflerden inceleyen ahlak anlayışlarını böylece ortaya çıkarmışlardır.
Eski Yunan dünyası bu çalışmamızın başlangıcını oluşturacak. Çünkü ahlak kavramını ilk olarak kullanan filozoflar ve bu bakımdan Aristoteles, ahlak ile ilgili olarak, ahlakın felsefe ilminin önemli unsurlarından biri olması hasebiyle önemli bir –veya birkaç- * eser yazmıştır. Bizim içinde önemli olan ve çalışmamızın büyük bir bölümünü oluşturacak olan inceleyeceğimiz bu eserde Aristoteles tüm ahlak öğretilerini teferruatlı bir biçimde işlemiş, yeri geldiğinde kendisinden önceki ahlak görüşlerini eleştirmiş yeri geldiğinde ise onları bir araya getirerek ahlak tarihine önemli bir katkıda bulunmuştur.
Ve yine kendisinden önceki tüm ahlak görüşlerini reddederek başlı başına bir ahlak anlayışı getiren büyük filozof Kant’ta üzerine değinilmeden geçilemeyecekler arasındadır.
Çalışmamızın amacı genel olarak ahlak felsefesi içerisinde önemli bir yere sahip ahlak fikirlerini ve başta Aristoteles’in Nikomakhos’a Etik adlı kitabını esas alarak genel içerikli bir ahlak anlayışı senfonisi ve sunumu yapmaktır. Ancak bu şekilde amaçlanmış bir çalışmanın kapsamı bizim çalışmamızın boyutlarını aşacağı düşüncesiyle bu çalışmamızda kendilerine değindiğimiz filozofların görüşlerini kısa ve öz bir biçimde temas edeceğiz.
AHLAKIN TANIMI
Yunanca’ da karakter anlamına gelen “ethos”[1] sözcüğünün Türkçe karşılığı olan ahlak sözcüğü huy, mizac, karakter,[2] doğa, yaratılıştan olan haslet,[3] seciye, din, tabiat, insanın iç dünyasını ve nefsini ifade eden[4] manalarına gelen hulk kökünden gelmektedir.
Bu iki sözcük genellikle birbirlerinin yerine kullanılacak kadar eşdeğer bir anlama sahip oldukları gibi, batı dillerindeki “mores”[5] gibi sözcüğün kökenin oluşturan ahlak sözcüğü “belli bir kişi ya da gurubun karakteri” gibi bir anlam içerirken davranış ile karaktere ilişkin ahlaksal bir kodun ya da bir dizi ahlak kuralının felsefesi biçiminde temellendirilmiş olmasına, temellendirilmiş bu kuralların da ilkece ussal eleştiriye açık olma yetisi taşımalarına karşılık gelmektedir.[6]
İşte tüm bu anlamları terimsel olarak bünyesinde barındıran ahlak, genel anlamda başka varlıklarla belirli normlara göre gerçekleşen ilişkiler toplamını, insanın söz konusu ilişkileriyle bu varlıklara yönelen eylemlerini düzenleyip anlamlandıran norm, ilke, kural ve değerler bütünü,[7] yaşam ülküsü olarak bilinçli ya da bilinçsiz olarak seçilen yaşama değerleri, erekleri, tasarıları[8]; ahlaklılık anlamında ise, bir kimsenin iyi niteliklerini ya da kişiliğini ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, huy[9]dur.
* tartışmalı
AHLAK FELSEFESİ
Türkçe’ye oldukça eski bir zamanda girmiş olan etik “ethik” sözcüğüyle karşılanan ahlak felsefesi, insanın dünyadaki varoluş amacına odaklanarak, insan doğası için iyi olanla kötü olanın neler olduğunu belirginleştiren, insanın gerek kişisel gerekse toplumsal yaşamında karşılaştığı sorunları bütün yönleriyle enine boyuna ele alıp çözüm önerileri getiren; temelleri ile yasaları baştan olmak üzere, değere konu bütün bir yaşam alanını her yönüyle inceleyen; her durumda varoluşla ilgili doğru ilke ve bilgilere ulaşarak yeni ahlak anlayışları önermek amacıyla yürütülen ussal ve eleştirisel sorgulama biçimi[10]; ahlak’ın temel sorunlarına, iddialarına yöneltilerek onların irdelenmesi, sorgulanması, çözümler ve terkipler yapılarak üzerinde düşünülmesi ve onların dile getirilmesi[11], ahlaktan farklı olarak, bu tür davranışları felsefi olarak inceleyen ve açıklamaya ve son çözümde değerlendirmeye çalışan felsefi bir soruşturma[12], felsefi bir bakış açısıdır. Bu şekilde yapmış olduğumuz girişin ardından gelecek hafta FELSEFİ BİR PROBLEM OLARAK AHLAK nedir onu göreceğiz.
A. Baki Güçlü, Erkan Uzun, Serkan Uzun, Ü. Hüsrev Yolsol, Sarp Erk Ulaş Felsefe Sözlüğü, Bilimsanat yay. Ankara, 2002, Ahlak Maddesi.
Ahmet Cevizci, Etiğe Giriş, Paradigma yay., İst. 1999, s.3.
Sarp Erk Ulaş Felsefe Sözlüğü, A.g.e., Ahlak Maddesi.
Hüsameddin Erdem, Ahlak Felsefesi, Hüner yay. Konya, s.13.
A.g.e, s. 25.
Sarp Erk Ulaş Felsefe Sözlüğü, A.g.e., Ahlak Maddesi.
Ahmet Cevizci, A.g.e., s.3.
Sarp Erk Ulaş Felsefe Sözlüğü, A.g.e., Ahlak Maddesi.
Ahmet Cevizci, A.g.e., s.5.
Sarp Erk Ulaş Felsefe Sözlüğü, A.g.e., Ahlak Maddesi.
Hüsameddin Erdem, A.g.e.,s.17.
Ahmet Arslan, Felsefeye Giriş, Ankara, 1999, s. 119.

üstad
kafa karışmasın hata bile değildir onların ki
islam dini hariç diğer tüm din(!) lerde hata yoktur
saygılarımla
ahlak sadece islam da vardır