AKP Hükümeti geldiğinden beri AB’ye girmek için ciddi bir çaba gösterdi. Bir taraftan da Afrika ülkelerini ziyaret ediyorlardı. AB bizi oyalıyor bari elimizi güçlendirelim diyorlardı heralde
Şu günlerde cumhurbaşkanlığı düzeyinde ziyaretler haberlere yansıyor. İlk haber gerçekten komik:
“Senegal Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’nin Ankara ziyaretinde yaşanan küçük bir yanlış anlama ortalığı birbirine kattı. Senegal Cumhurbaşkanı’nın geçiş güzergahına asılan Senegal bayrakları PKK’nın sözde bayrağına benzetilince telsiz anonslarıyla “bulvarda malum bayrak” uyarısı yapıldı. Ancak kısa süre sonra polis gerçeği ortaya çıkardı. Sarı kırmızı yeşil renkli bayrakların PKK’nın sözde bayrağına değil Senegal’e ait olduğu ortaya çıktı.”
İkinci bir haber de şöyle:
“Abdullah Gül Tanzanya Yolcusu
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 26-28 Şubat tarihlerinde Tanzanya’ya resmi ziyarette bulunacak. Ziyaret, bu ülkeye cumhurbaşkanı düzeyinde yapılacak ilk ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı Gül, Türk Sanayici ve İş Adamları Konfederasyonu (TUSKON) üyesi iş adamlarıyla birlikte 26 Şubat Salı günü Tanzanya’ya gidecek. Gül, ziyaret kapsamında Tanzanya Cumhurbaşkanı Jakhaya Mrisho Kikwete ile bir araya gelecek.”
Bu haber ile ilgili internette bir yorum yapılmış. Onu da olduğu gibi alıp buraya ekliyorum:
“cumhurbaşkanını ne işi olabilir tanzanyada.türkiyenin hiçbir bağı yok bu ülkeyle.az sayıda müslüman olan bir ülke.elçiliğimiz bile yok.ekonomik ilişkiler yok.stratejik yapısı yok. fakat gülen okulları ile ilgili bir duyum var.okul açılması için arsa gerekiyormuş.belki neden bu olabilir.”
Yoruma ve haberlere ilişkin sözüm yok. Maksadım eleştirmek falan değil. Şimdi hiç uğraşamam. Biraz üşütmüşüm onunla uğraşıyorum zaten
Ama aklıma şöyle birşey geldi: AB dedikleri şey Afrika Birliği Olmasın ? Ne alakası var demeyin. D-8 kurulabiliyorsa pek âlâ Afrika Birliği’ne de üye olunabilir. Mesele coğrafyaysa geçmişte orada yerimiz yurdumuz vardı deriz en azından. Hem rahat rahat önderlik de yapabiliriz. Batı taklitçisi veya dinci diyemezler hem. Belki bize yeraltı zenginliklerini sunarlar. Zengin oluruz. İhracat yaparız. Okul açarız. Yetişecek nesillerine Onuncu Yıl Marşı okuturuz. Sonra hepsi Türk’e hizmet eder. Biz de onları sömürmeyiz Batılılar gibi, değil mi ama… Yahu ne oluyor yahu.. ! Birileri size siyasal islamcı dediği için “İslam Birliği olmaz, yerimiz Avrupa” diyorsunuz ama yaranamıyorsunuz, inandıramıyorsunuz. Hem böyle deyince siyasal islamcılar(!) kızıyor. Ne yapsak ne etsek olmuyor. Biz de ne doğuya ne batıya döneriz. Yön mü kalmadı ? Güneye döneriz. Böyle midir yani ? Ben Türkiye’nin dış politikasındaki hedeflerini kısa vadeli olsun uzun vadeli olsun bilmek istiyorum. Bir zamanlar Türkî cumhuriyetlere dönmüştük Özal’la. Şimdi Afrika’ya dönüyoruz Avrupa ile birlikte. Cumhurbaşkanı Afrika’ya, hükümet Avrupa’ya… Erbakan D-8′leri kurdu. O daha geniş düşünmüş. Afrika, ortadoğu ve Asya… Devlet politikamız nedir merak ediyorum. Sakın yurtta sulh cihanda sulh demeyin
Bu arada Afrika öyle kolay bir yer değil. Batılı bir sürü misyoner, diplomat, ajan, şirket oralarda kol geziyor. Karanlık bir sürü iş dönüyor. Neyse.. Uğraştım galiba biraz. Demek istediğim şu ki artık muasır medeniyet seviyesini yakalamak için yönümüzü cenuba çeviriyoruz haberiniz ola
NoT: Kaktüsün dikeni Erbakan ve D-8′leri hedef almamıştır. D-8′ler önemli bir oluşumdur ve amacı olan mantıklı bir birliktir. Erbakan’a hürmetlerimizi arz ederiz. Bu küçük nota rağmen “vay sen hocaya dil uzattın” diyeni kaktüsün dikenine havale ediyorum