salına salına dolaşır sokaklarda o delikanlı
bileğine sarmıştır kravatını liseli ergenler gibi
kızların gözlerine dik dik bakar..yoklar arada bakışlarını
sertliğinden şüphe duymamalarıdır..kaş eğriliğinin
gündüzün sakinliğine caka satar…kaldırımlarıyla
malumdur gecenin soyunmuşluğu kabadayılığa
sokakların çıplak bekçileri ellerinde muskalar
büyülerini bozdurmak için arıyordur beni
malumdur gecenin soyunmuşluğu kabadayılığa
belinde çakısı.elinde tesbihi. yumurta topuklu kundurası
ter kokar üstelik kolalanmış gömleği..mavidir
polisten kaçarcasına sığınmıştır barakasına
tamda deniz kenarındadır…aşikardır aşıklığı
yılzdızları güneşe inat biler..aldırmaz kızgınlığa
söylenir durur her gün matemin anayasasına
sigarasını diri göğüslerine bakarak yakar kadınların
tenlerinde parlayan ziya ile kendinden geçer kuytularda
boğulmuştu bir kaç saat önce şafak alacasında
bu kadınlardan biri..gece gözlerini kapamıştı.
her zamanki gibi…öldürmeye alışmıştı saflığı
düşmandı..ezildikçe eziyordu..ezilmeyenleri
yolda sarhoş narası atmayanları insandan saymıyordu
çetesi vardı.kalabalıktı başı her an..umudun kapkaçsıydı
acımadan vururdu baltasını savaşta alnın tam ortasına
çilesine ortak olmayan aşığı kaldırıp atardı köprüden
mehtabın hamaklarında uyukamalıydı kara kediler
sırrını o bilmeliydi her insanın..bıyık altından gülerek
şarabın tadına..gecenin zifiri karanlığı ortak olmalıydı
dehliz gözleriyle korku saçardı sokak lambalarına
suç işlemiş çocuklar gibi titrerdi komuşusu deniz
bir bir yakalayıp hapsederdi yakamozları sinesine
dalgaların kurşun başlı kırbacı şaklardı rıhtımlarda
bir küfür basardı ağırdan gündüzün geçmişine
fatih özcan
karanlık kabadayısı (1)
istanbul / eyüp