Kardeşi reklamda gördüğü dondurmadan alalım mı demiş genç adama. Fırlamış yerinden odasına koşup yastığa boğulmuş. Düğümlenmiş kalmış.
Adamın bir hafta öncesine kadar cebinde o dondurmadan daha onlarcasını alacak parası varmış. Sonra sevdiği, çok sevdiği birisi gelsin diye gözünü kırpmamış ödemiş cebinden. Sonra beklediği ile kalmış. Orada beklerken yüreğinden kaç güvercini uçurduğunu, kaçını kafesinde tutamadığını bilememiş adam. Sevdiğiyle kalmış. Hastadır, mağdurdur, muhtaçtır dediği sevdiği puf olmuş. Neyse… Adamın pişman olduğunu sanmıyorum, yine olsa yine yapar, değişeceğini de sanmam… Ama koyuyor ona, koluna girdiği hayat gerçek mi değil mi ona üzülüyor. Neydi kıymetli olan, kıymeti olan sahi miydi, ona üzülüyor.
Kıymetler var hayatta. Arkadaşın kıymeti, dostun kıymeti. Kardeşin, yârin kıymeti. Ama seni kendinden bilen, onu kendinden bildiğin, tırnaktan ayıramadığın etin, etinden ayıramadığın tırnağın için yek diğeri nasıl kıymetlidir, nasıl vazgeçilmezdir.
…
Bırakın, dağınık kalsın. Kahırlıyım bu akşam.
2 Yorum
Bülbülleri har ağlatır
Aşıkları yar ağlatır
Ben feleğe neylemişim
Beni her bahar ağlatır…
oy çin çini çin çini
öpem ağzın içini