->
Farkedinceye kadar geç oluyor. Gençliğinize ipotek konulduğunun. Uyuyorsunuz onların akıllarına, kanaatlerine, onların yüksek perdeden okumalarına. Bir de bakmışız. Yasaklanmışız. Gençsiniz. Genciz. Ve hata yapmak, tutarsız olmak, delidolu olmak, savurmak, savrulmak, köpürmek, taşmak. Bunlar olmadan imkanı yok üretmenin. Kendinize ait, -yani evet bu benim bittecrübe tasdik edip onayladığım tufandır, işte bu da gerildiğim çarmıh- bildiğiniz fikri ağız dolusu söyleyebilmenin.
Bunları sizin alter egonuza kazımışlar. Gençsiniz ve bu utanılacak bir şey. Bu ahlaksızca bir dönem. Şımaramaz, şaşıramaz, sevişemezsiniz. Çünkü böyle enteresan kurallar var. Ses çıkarmadan uslu uslu oturmalısınız. Başınızı okşayan birileri çıkabilir. Kim bunlar? Sizi hapsedenler ve sizin başınızı okşayanlar kimler? Onlar sanırım oğlancı oluyor. 30-40 lı yaşlarındaki ‘adam’lar. Bunlar ne yaptılarsa yapmışlar, hangi partiye, cemaate, ‘community’ye kapaklanmışsa kapaklanmışlardır. Sizin yüreciklerinize gelecek korkusu salınırken, onlar içtiklerinden çirkin bir tat alır. Ağızları toplu mezar kokar çünkü. Onlar hor gördükleri duygularınızı kendi fantazyalarına uygular. Kendi fantazyalarını, sanat, şiir, fikir diye sunar. Ve habire pompalarlar gençleri. “Sus! Konuşma sırası sana gelmedi. Ben belli bir görmüş geçirmişlik seviyesindeyim. Sen gelirken ben sana tur bindiriyordum. O yüzden tüm hazlarımı, arzularımı kutsal fikirler olarak sunabilirim insanlığa. Öyleyse cebimi dolduran kapıyı sağlamlaştırmalıyım. Yaptığım pazarlığı örtecek ahlaki susturucular takmalıyım silahımın ucuna. Ve sen sus! Konuşma! Gençsin! Üryansın! Bir dediğin bir dediğini tutmaz! Vebalısın!”
30-40 yaşları arasındadırlar. Yani bu yaş dilimine ait psikolojik bir hadise midir bakmak lazım. Libidonun tavana vurduğu dönemler olabilir bu. Kendisini bir türlü ortaya koyamamış, iktidarsız, anadolu suratlı, takım elbiseli, kıravatlı kimselerdir bazen altın sarısı kıravat iğnesiyle gezebilirler de. Ne kadar genellemeden uzak durmaya çalışsanız da belirgin ortak yönleriyle öne çıkıyor bu kaplamalar. 50 yaş üzerini dahil etmiyorum buna. O yaşlardaki insanlarda kabullenmişlik var. Aynadaki adamla barışıklar. Kendilerini 30-40 yaş dönemindeki ‘gerçekçi abiyim ben’ haletiruhiyesinde hissetmek zorunda değiller.
-“Bunları söylemeye ne haddin?”
Hadi ordan diyeceksiniz. Onların toparlanıp kendilerine gelmelerini beklemek durumunda hiç değiliz. Okurlarıyla yazarlarıyla malifulleciler gençtir. Gümbür gümbür gençtir. Genciz ve yaparız.
-“Ben de senin gibi gençken söz dinlemezdim.”
Ben gencim. İster dinlerim ister dinlemem. Benim canlılığımdan, benim her an üretken oluşumdan rahatsız ol. Emin ol, böyle devam edersem senin ayağını kaydıracağım çünkü.
Yaaa, bunu da efendilik diye süslü bir tepside önümüze sunuyorlar.
Akıllı diyorlar.Aklı başında diyorlar. Başlarına iş açmayalım diye hep bunlar.
Aklı başındalık diye, aklı başından etmekten çekinmiyorlar.