->
Sadık İlhan’a
Ko gitsin Kov gitsin
Geleninden ne fayda var
Hiçmiş hepmiş derdi ne bu dünyanın
Neme gerek entel kaygılar benim
Şuan ölür gibi kendimden geçmekteyim.
Koyun postunda demlenen bir vakitte başağrısı…
Antidepresan orospu kanı
Damarlarından fışkıran
Toprağın
Hani nerde İzid
Hürmüzün kıçından
Kıl kopardı zaman
Ateşi suyla söndürdü ermiş
Novalgine muhtaç oldum
Ah sokağın anayasası
Değiştirilmez kanunlarının
Yedi silsile geçmişini
Bir kalemin ucundan damlatmak
Marksist bir karının ayalarında
Kısaca avm denilen bir yerde
Yeniden hayat bulmak
Buda mıydı neydi
Oturan koca göbekli adam misali
Bir sürü dünyaya ait şeyle
Neye baksam neyden kaçsam
Ney gibi olsam üflenen benim
O boşluğa
Ah zahir…
Gözlerimi kurtar
Yıldızların yalan söylüyor senin
Hipofiz bezimde üçüncü dünya savaşı
Ellerim taşla barışık mıymış neymiş
Henüz bir yastığım yok benim
Çocukta değilim
Ayaküstü yedi silsilene
Ahuramazda gelene kadar
Söverim sonra…
Giyotine mi gider başım
Yoksa fareler çiğ mi yer
Umurumda değil benim
Çengisiz mi kaldı bu dünya
Şimdi saçlarım tutsak ve kafatasım
Bir yankinin ellerinde
Ezgisiz teranelere katlanarak
Büyüyor büyüyor
Kimse farkında değil
Diriliş öyküleri yok artık
Ümidi söke söke alırız vermezlerse
Sıka sıka boğazlarını
Nefessiz bırakır dünyayı
Bulutlardan yağmur sağarız
Anlamazlar benim halimi
Boşluğa üflenmiş bir ruh
Nasıl sarılırsa afaka
Öylesine sarılmışım
Kaşe kumaş montuma
Ne vakit gülümsesem
Bir polis filmine atıfla
Elleri beline gidiyor insanların
Güvercinler kırmızı uçuyor
Panaromik ve ardı ardına
Yan yana uyumsuz duracak birkaç resim
Yüzü maskeli zapata
Yada boş ver en iyisi kastro
Yediği önünde yemediği arkasında
Münevvermişiz neymişiz
Dişil korkularım var benim
Erkekliğimden şüphem yok zira
Gerektiğinde ispat edebilirim
Sayıklarım belki gün boyu
Halisülasyonlara hazır gözlerim
Bir çırpıda gerçeğin amına koyar
Hayale dalar sözlerim
Anlamazlar bilirim
Kaf’ın ardında neden kefen saklıdır
Ölüler neden beyaz giyinir ve zencefil
Ölüler olduğu için mi bu kadar güzel kokar
Sormazlar sordurmazlar çocukken
Vaadin sakallarında büyüdüğü yaşlı amcalar
Mesleki sohbetleri esnasında
Adam olun derler ne de olsa sık sık
Adam olmak mı pezevenk olmak mı
Hadi heyse parası olsunda yeter
İşte son cümle budur otel odasında
Hatırlandıkça küflenmiş geçmişine
Mitralyöz öfkesiyle
Saldıran o çocuk var ya
Zaman zaman Altan apartmanında
Yusufpaşa da yada laleli de
Bir azizenin ayak izinde
Yada bir orospunun düşünde
O benim adımı bilmezsiniz
Şizofrenmişim neymişim
Hassiktir…
Doktorlar yalan söylüyor
Nazal n kullanırım ben
Osmanlıdır bir yanım
Hala peçesi vardır anamın
Babam hala dualarıyla yaşatır dünyayı
Duymaz belki kimse görmez
Fakat ah o amak-ı hayal
Olmuş ahmak hayal
Neyine senin bulü cin
Giy kumaş pantolonunu
Biraz ütü derdi vardır amma
Yerli bir beyaz gibi gösterir insanı
Korkma …korktukça sıçanlar
Saldıracaktır üzerine
Bilirim ben yalnız kaldığım zamanlar
Unkapanında yada eminönünde
Mıncıklanmış sözcükleri ile
Apışarasına kurulan muhabbetleri
Az çok tatmışımdır lakin zihnim
Bir ölünün beyaz kefeni kadar
Berraktır /sanmayın
Bir ceset kadar keşmekeş diğer yanım
Varsayalım ki var’ı saydık
Amenna dedik bildik/ de ne oldu
Gerçek bir kazık gibi
Bütün ümitlerin başına kondu
Saydım dünyanın kıçında kaç kıl
Altıma bir koyun postu attılar
Anlamadım ne demek
Bu derviş kılıklı adam ne yapıyor
Dibime su döktü işer gibi
Sustum çaresizdim bekledim
Karardı dünya ve söndü ateş
Toprakla / suyla değil haa
Yoksa buhurunu görürdü gözlerim
Hafif bir duman vardı sadece
Sakalımı sıvazladı önce
Sonra gözlerime baktı
Hani dedim ağrıkesicin nerde
Bekle dedi ve gitti…
Gözlerim oyuklarında yok gibiydi
Koyun postunun rengi değişti önce
Sonra dizlerimin üstüne kalktım
Rüküya vardım anlaşılırım belki diye
Sonra sesi geldi adamın titrek ve mahzun
Yusuf’un kuyusundan gelir gibi uzun
Yürü dedi bu boşlukta bir ruhsun yürü
Çizgilerini takip et ömrünün
Bükülünce çizgiler kalp olur
Ve insan bükülür aşk olur (*)
Büküldüm büklüm büklüm
Bir suya köpük vuruldum
Necip geçti de üzerimden
Bakmadı bastığı yere
Talih’’e dedim bil beni
Bilmedi kör ibne,
Vurdu sazın teline
Rezil rüsvay olduk
Düştük çoluk çocuk eline
Tarihe mühür gibi vuruldum
Çelebi dediler namıma
Lakin değildim sadece gözlerimi kapamıştım
Gözlerimi açtığımda cigaram bitmişti
Dudaklarımda izmaritle emişme sancısı
Anladım acısından ruhumun
Zaman kıçımdan bir kıl daha kopardı.
____________________________
(*) Sadık İlhan’a Aittir.
08/04/2008
Sefaköy/ İstanbul
…ama bir öfke insana bu kadar mı yaraşır
siyah kadından bile iyi bir şiir okudum
kopanlara bir şey yapamayız ama arada sinirlendire bilirim sanırım:):):)
merak ne güzel şeydir
ama sadık şuan başkasına hizmet etmektedir.
3-2-1………