FELSEFİ BİR PROBLEM OLARAK AHLÂK

ahlakFelsefe tarihi içerinde ortaya çıkan birbirinden farklı felsefe anlayışlarının yine birbirinden farklı ahlak tasarımları olduğundan dolayı bu başlık adı altında, ahlakın felsefe içerisindeki yeri, içeriği ve gayesi üzerinde ortaya çıkan ve farklı terminolojiler kullanarak tartışılan ahlak anlayışlarını inceleme zorunluluğu duyduk.
Genel olarak vicdanın hükmü, ictimai benliğin verdiği hükümdür ve yine genel olarak, ahlak kaygısı da, bu ictimai benlik ve ferdi benlik arasındaki münasebetlerin alt üst olmasından iberettir.Tıpkı mantık, metafizik, bilgi kuramı ya da öteki felsefe dalları gibi ahlakta olagelen bireysel ve toplumsal gereksinimlerimize göre evrilen değişimci bir nitelik sergilemektedir. Ve bunun doğal bir sonucu olarak uzun, tarihi, bir dizi geleneği, alt alanları, düşünme okulları, önde gelen sorunları ve soruları, bunlara karşı önerilmiş yanıtları, kendi araştırma geleneği içerisinde klasikleşmiş metinleri tanımlamaları ile felsefi bir tema olarak felsefe tarihi içerisinde yer almıştır.
Bütün insanları kapsayan, bütün zamanlar için ortak olan genel geçer bir ahlaksal düzenin bulunduğu ve bu düzenin genel ilkeler ile kavramlar üstüne kurulu olduğu düşüncesiyle iddialı bir başlangıç noktasının geçerliliği, felsefe tarihinde sıkça tartışılmış olsa da, ahlak, üzerinden atlanılamayacak kadar insanla ve dolayısıyla da felsefe ile ilgilidir. Nitekim geçmişte yaşamış toplumların iyi olan ile kötü olanın ne’liğine ilişkin belirli bir kavrayışları, iyi insandan kötü insanın, erdemli kişiden erdemsiz kişiyi ayırırken başvurmuş oldukları bir takım ahlak ölçütleri bulunmaktadır. Ve dolayısıyla tarih boyunca iyi ve kötüden son derece farklı şeyler anlaşılmış olsa bile hemen hemen bütün toplumlarda “iyi” kendisine ulaşmak için gerekli bütün çabanın gösterildiği takdirde alınacak ödül tasarımıyla; kötü ise kendisinden kaçınılmadığı takdirde bedeli ağır ödenecek bir ceza tasarımıyla ilişkilendirilerek düşünülmüş, buradan yola çıkarak iyiye ulaşma ve kötüden kaçma yolları filozofça düşünebilen ahlak düşünürleri tarafından ahlaksal düzeni felsefi bir gözle incelemeye çalışmış ve ahlaklılık üzerine düşünülmüştür.
Her biri ahlak tarihi boyunca –kendi ahlak düzenlerini kurmuş- önemli yer eden ahlak düşünürleri yanında, pratik hayatta, ahlaki hayatı şahsen yaşamasından ve ahlaki problemlerle bizatihi ilgilendiğinden dolayı sokak insanına da bir “ahlak filozofu” denmeye çalışılmıştır.
Yine ahlak felsefesinin kullanmış olduğu ibareler, ahlak felsefesinin kendi problemleri – olgu-değer, ahlaki değer, ahlaki yargı, ahlak fiilinin kaynağı, ahlaki özgürlük, ahlaki sorumluluk, ahlaki vicdan – de felsefe tarihi içerisinde bir problem olarak ele alınmıştır.
Ahlaksız bir millet yoktur ve her toplumun bir ahlakı vardır. Ve toplum içerisinde yaşayan insanını ilgilendiren, içine alan ve kapsayan her konuda olduğu gibi ahlak alanında da kuram ile pratik ilişkisinin son derece büyük ve önemli oluşundan hareketle, bilgi alanı olarak ahlakın kuramsal yönlerini pratikteki uygulamalardan bütünüyle ayrı tutmanın imkanı yoktur. Ve nitekim pratik ile kuram arasındaki karşıtlık, birey toplum ikilemiyle birlikte dallanıp budaklanıp alabildiğine değişik anlamlar kazanarak her zaman belli bir ahlaksal değerin yükümlüsü kılan toplumsal, dinsel, geleneksel değer dizgeleri arasında temel bir çatışma yaşanırken, kişi ahlakı ile toplumun genel ahlakı arasında yaşanan bu çatışma karşısında ahlakçıların bu çatışmayı ortadan kaldıracak üçüncü bir yol -orta yol- temellendirme arayışında oldukları gözlemlenmektedir.
Ahlaki değerler, kişiler için insanlarla ilişkilerinden de gerçekleştirebilecekleri eylem ve yaşantı olanakları oluyor. Bu değerleri arayış içerisinde olan ahlak felsefecileri, ahlakı genelde kendi öğretileri çerçevesinde izaha çalışmışlardır. Hazcı, Dayanmacı ve Katlanmacı, Menfaatçi ve Cemaatçi (sosyolitel), Sezgici ve Akılcı ahlak türlerinin temellerini terkip edip ahlakın hayat ve ahlaki konu çeşitli açılardan ve farklı perspektiflerden inceleyen ahlak anlayışları ortaya çıkarmışlardır.
Bu ahlak anlayışlarının bir kısmı özetle;
İlkçağda, Sokrates’in Mutluluk Ahlakı (Eudaimonia), Krinelilerin ve Epikur’un Hazcılık Ahlakı, Kıbrıslı Zenon’un kurmuş olduğu ve sonradan Stoacılarında kabul etmiş oldukları Aldırmazlık Etiği, Aristoteles’in Euaimonia’sı ve Platon’un Kendini Gerçekleştirme Etiği; ortaçağda, batıda Saint Augustinus’un Aşk Ahlakı, Petrus Abelardus’un Niyet Ahlakı, Auqinaslı Thomas’ın Ebedi Saadet Ahlakı; Modern çağda, bu çağa damgasını vuran, Benci Etik anlayışına örnek olarak gösterilen Thomas Hobbes’in Bilimsel Etiği, Baruch Spinoza’nın Bağdaşabilirlik Ahlak anlayışıyla Determinist Ahlak, birbirinden farklı birçok sezgici ahlakın üzerinde ittifak etmiş bulundukları “bir şeyin doğrudan doğruya ve vasıtasız olarak kavranışı veya bilinmesi” diye kabul edilen, bilginin temelinde sezgi vardır anlayışıyla ahlakı temellendirmeye çalışan Sezgici Ahlak duygusu öğretisi, David Hume’un Duygudaşlık Etiği, aydınlanma ve sosyal alanda genel bilimciliğe ve ilerlemeciliğe koşut olarak, insanın mutluluğunu genelin mutluluğu ile irtibatlandıran ve insan doğasının eğitim ve reformlar yoluyla istenildiği gibi şekillendirilip geliştirebileceğini söyleyen Jean Jacques Rousseou’nun da içinde yer aldığı Aydınlanma Etiği, kendisinden önceki tüm yararcı ahlak anlayışlarını reddedip onun yerine ödev ahlakını koyan İmmanuel Kant’ın Ödev Ahlakı, Jeremy Bentham ve John Stuart Mill’in Yararcı Etiği, Charles Darwin’in Evrimci Etiği, Yeni Avrupa’ da, Moralitat-Sittlichkeit Ayrımıyla Georg Willihelm Friedrich Hegel’in İdealist Etiği, Arthur Schopenhauser’in Kötümserlik Etiği, Friedrich Nietzsche’nin Jeneolojik Etiği, Karl Marx’ın Özgürlük Etiği, Soren Kierkegoard, Karl Jaspers ve Albert Camus’un Esxinstantialist Etiği, Martin Heidegger, Jean Poul Satre’nin Sahicilik Etiği ve ayrıyeten bunlardan daha başka Fenomolojik Değer Etikçileri, Meta Etik (üstetik)’çi gibi bazı ahlak anlayışlarını da burada sıralayabiliriz. Çalışmamızın öznel bağlamını düşünerekten önümüzde ki bölümlerinde bu ahlak öğretileri içerisinde önemli olduğunu düşündüğümüz belli başlı filozofların ahlak görüşlerini ilkçağ düşünürlerinden başlayarak elimizden geldikçe özet bir şekilde sunmaya çalışacağız.

VN:F [1.0.8_357]
Puan: 0.0/5 (0 oy)

Uyumlu yazılar

“FELSEFİ BİR PROBLEM OLARAK AHLÂK” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




150 sorgu. 0.5840 saniye.

151 sorgu ile 0.585