'Zaman' için etiket arşivi

Bayramın ardından…

Soluk soluğa geçen hızlı bir maratonun ardından bir nefes oldu bizim için bu bayram. Tatil demiyorum özellikle. Çünkü “bayram” kelimesinin içi boşaltıldı. Kuru bir “tatil” aldı zihinlerde yerini. Nitekim bayram deyince ilk akla gelen açılan gök kapıları, af, mağfiret ve müjde değil, tatil paketleri oldu.
Biz “bayram”ımızdan bahsedelim…Yine koşuşturmaca da geçti. Ama ruhumuzu besleyen bir koşuşturmacaydı bu. Kararmış bulutların altında yapılan koşuşturmadan farklı. İş yerlerinde, yollarda, stres ve bir o kadar yorgunlukla “unutulan” aile sıcaklığını, eş dost akraba muhabbetini yaşamak tuhaf hisler oluşturuyor insanda. Aslında zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin ve geçerken de neleri götürdüğünün farkına varıyorsunuz. Manevi iklimin etkisinden midir bilmiyorum ama başka bir hâl kaplıyor insanı.
Başka güzel yanı da kendimizle baş başa kalıp, kendi odalarımıza çekilip, kendimizle söyleşi zamanlarıydı…Hani aileden eşten dosttan ziyade en önemlisi de insanın kendisiyle bir hasret gidermesi için fırsattı. Dönüp baktığımızda en çok da kendimizi ıskaladığımızı görüyoruz çünkü. Kendi sevinçlerimizden kendi hüzünlerimizden uzağız. Bayramın ardından… yazısını okumaya devam edin

Anarşik!


1. Ne Sen Benim Kalbimi Kır Ne De Ben Senin

Hep birlikte ‘bilmeme’nin dayanılmaz hafifliğiyle gündelik oyunlarınıza devam edin.
Ben öyle yapmayacağım.
Hepiniz çıldırmışsınız. Farkında değilsiniz. Beyninizi enformasyon kusmuklarıyla dolduruyorlar. Beyninizi beceriyorlar görmüyorsunuz.

Anarşik! yazısını okumaya devam edin

Burada deniz yok!

Tedirginliğimden sorumlu değilsin. Aylı akşamlarda türküler söylemeye devam edeceğim; sen duymayacaksın. Gözlerimi kapayıp denizin sesini dinleyeceğim; sen olmayacaksın. İsimsiz adreslere mektuplar yazıp, aylar sonra o mektupları yakacağım; o mektupları sen hiç göremeyeceksin… Burada deniz yok! yazısını okumaya devam edin

sonbahar damlardı damlarımıza

Pardon bayan, oturabilir miyim? Daha önce somut bir gülücüğe rastlamıştım da sahibini bulamamıştım. Sizinmiş demek. Öyle bakmayın bayan ne çok uğraştırdı beni kaybolanlar bilemezsiniz. Yemyeşil yapraklarını kaybeden bir ağaç alışkındır üşümeye her sonbahar sonrası. Şımarmasını çocukluğunda yitirmiş adamı düşünün siz.
Sahi adınız neydi? Benimki de murat. Evet solgun değil ama sarı,yani bir rüzgarlık işi var. Hatırlıyorum yine böyle bir sonbahar, adımı düşürmüştüm Beyazıt meydanında. Nereye kaybolduysa artık bulmadım. Ararken İbrahim geçti elime,bir müddet onu kullandım. sonbahar damlardı damlarımıza yazısını okumaya devam edin




155 sorgu. 1.9680 saniye.

156 sorgu ile 1.969