'yol' için etiket arşivi

735. Şeb-i Arûs ve Mevlana

Asıl adı Muhammed Celaleddin olan Mevlana 30 Eylül 1207’de Belh’de doğdu. Babası Bahaeddin Veled’in ölümü üzerine O’nun yolunu oğlu Mevlana devam ettirdi. Babasının ölümünden sonra öğrencileri Mevlana’nın etrafında toplanmış ve yine öğrencilerinden ünlü bir sufi olan Burhanettin Muhakkik Tirmizi hocasını görmek için gelmiş fakat onun yerine celaleddin ile karşılaşmıştır. Kaynaklar da Burhaneddin Muhakkik Tirmizi’nin Mevlana’da ilk mistik ilgiyi uyandıran kişi olduğu yazar. Yine çeşitli yerlerde ilim tahsili yapması da O’nun teşvikiyle olmuştur. Daha sonra Burhaneddin Muhakkik Tirmizi Kayseri’ye göçmüş ve orda vefat etmiştir. O’nun vefatı Mevlana’yı derinden etkilemiş, talebeleri de Mevlana’nın etrafında toplanmışlardır. Mevlana artık geniş bir halkaya hitap eden bir din bilginidir.

İşte tam bu sırada Mevlana’nın hayatını alt üst eden, derin bir tasavvuf eri gelir Konya’ya. Mevlana’nın hayatında kıyamet koparan, dünya görüşüne yön kazandıran, O’na sonsuzluk kapısını açtıran biri; Tebrizli Şems. 735. Şeb-i Arûs ve Mevlana yazısını okumaya devam edin

sonbahar damlardı damlarımıza

Pardon bayan, oturabilir miyim? Daha önce somut bir gülücüğe rastlamıştım da sahibini bulamamıştım. Sizinmiş demek. Öyle bakmayın bayan ne çok uğraştırdı beni kaybolanlar bilemezsiniz. Yemyeşil yapraklarını kaybeden bir ağaç alışkındır üşümeye her sonbahar sonrası. Şımarmasını çocukluğunda yitirmiş adamı düşünün siz.
Sahi adınız neydi? Benimki de murat. Evet solgun değil ama sarı,yani bir rüzgarlık işi var. Hatırlıyorum yine böyle bir sonbahar, adımı düşürmüştüm Beyazıt meydanında. Nereye kaybolduysa artık bulmadım. Ararken İbrahim geçti elime,bir müddet onu kullandım. sonbahar damlardı damlarımıza yazısını okumaya devam edin

Marakeş ve Kurtuba’ya yolculuk


Marakeş:

Yolculuklar zihni temizler ve insana yeni ufuklar açar diyorlardı hep. Bu doğru olsa gerekti benim için; hep sevdim gezmeyi ama hiç düşünmedim bu kadar uzaklara olabileceğini. Nasıl düşünemediysem -nasıl düşünebilirdim ki?- İbn’i Batuta o toprağın ve kültürün çocuğu. Bir yaz günüydü karar verdim aniden. Farklı tarihlerin ve medeniyetlerin kesiştiği o muazzam coğrafyaya gitmeye. Belki de simyacıdaki kahramana özenmiştim kendi iç yolculuğuma çıkmaya hazırdım. Marakeş ve Kurtuba’ya yolculuk yazısını okumaya devam edin

Eğer inanıyorsanız en güçlü sizsiniz!

İnsanız, aciziz. Başımıza gelen türlü musibetler var. Türlü türlü engebeler, hatalar, günahlar, kaçırılan fırsatlar. İnsanız işte. Cennetin de cehennemin de olduğu, şeytanın da meleğin de olduğu bir dünyadayız. Her gün yeni bir dert yeni doğan günle yakamızda. Bozulan ekonomi, tepemizde dönen dolaplar, düşen borsa, çıkan döviz, işsizlik ve savaşlar… Uzar gider bu liste… Dışımızda bunca gelişen sıkıntıya ek olarak bir de kendi içimizdeki kendi ruhumuzdaki savaşları eklersek, bizim de yerlerde sürünen ruhumuz, her gün kan kaybeden kalbimiz, yolunu şaşırmış aklımız. Günahlarımız, hatalarımız, pişmanlıklarımız… Bir yok oluş, bir dağılma, bir şaşkınlık hali üzerimizde. Ne yapacağını bilememe, ne söyleyeceğini, nerde duracağını bilememe ve buna bağlı olarak son sürat özümüzden uzaklaşma hali… Eğer inanıyorsanız en güçlü sizsiniz! yazısını okumaya devam edin




152 sorgu. 1.7640 saniye.

153 sorgu ile 1.765