Malifulle editörlerinden, Sistemsiz Sistem Notları yazarı Hasan Çetin’le Ramazan vesilesiyle yeniden biraraya geldik. Keyifli bir atmosferde yaptığımız söyleşinin ilk bölümünü yayınlıyoruz.
Hasan Çetin
M: Hasan, hoş geldin, nerelerdesin, neler yapıyorsun?
Hoşbulduk, yuvamıza, Malifulle’ye döndük elbette. Kalenderin malifullesinden başka nesi var? “Malifulle bir tohumdur ektim ektim bitmedi
bu fakirlik bu yokluk kovdum kovdum bu kapıdan gitmedi” diyor o yüzden.
Ben bir süredir yoktum, borçlarımı harçlarımı ödemek üzere yola çıktım, amele oldum çalıştım. O süre zarfında sevdiklerim ve malifulle yazarlarından başka kimse yoklamadı beni. Bu insanın gözlerini dolu dolu yapıyor, kalbini de.
M: 7 aydır bu projeye -siteye- devam ediyorsunuz. Nasıl başladı? Nereye kadar?
Malifulleden öncesi tam bir muamma. Yaklaşık dört sene kadar şiir, siyaset ve kendimize dair güncel notlarla bir siteyi iyi kötü yayında tuttuk. Malifulle bütün bu tecrübelerden sonra sahil kasabasında sakin bir elişi dükkanı gibi geliyor bana. Aslında öyle değilmiş. Müfteriler Çok Sevinmesin 1. Bölüm: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!” yazısını okumaya devam edin
Hani kuşlar yüksekten uçardı?
Öğretilerinizi öğrenmeden mi anlatıyorsunuz bizlere …
dıdııııınn dııııddııın dıııı dıııınnıı (lütfen makamı ile okuyun)
2008 modasını açıklıyorum bu kırmızının üstünde pek şık duracağını sandığım ‘’yanlı’’…
yanlı tarih,yanlı coğrafya -nasıl oluyorsa coğrafyanın ne tarafında duruyorlar acaba?-
yanlı düşünce-düşüncemiz kibrinden vazgeçmiş ve eğilmiştir efendiler …
yanlarınızı yakmadan mutlaka tavsiye ederim sizlere.
Ne güzel sözdür şu efendi-ler
Efendi mi kaldı demeden de edemiyorum ya neyse.
bencileyin görünen ,herkesin bildiği ‘’ sen ıspanaktın şinasi’’
okul sıralarında mini miniyken
Türk’üm ,Doğruyum ,Çalışkanım… derdik
Onunla ilk olarak üniversite sınavına hazırlanırken tanışmıştık. Kafakemiği kapılarımı ansızın çalıvermişti. Okuldan eve geliyordum. Başağrısından yıkılıyordum. Uyanıyordum, burnum kanıyordu. Ders çalışıyordum sonra, geçmiyordu. Böyle böyle bir kaç sene daha sürdü. Sinüzit deniyordu adına. Geçen hafta, hem de en münasebetsiz zamanda hortlayıverdi yoldaşım başağrım. Oysa tamamen unutmuştum onu. Halbuki sinüzit hiç geçmeyen bir şey. Ateş, bulantı, baş dönmesi, şiddetli başağrısıyla belli ediyordu varlığını. Doktor arkadaşımız ufak bir muayeneden sonra teşhisi yeniden koydu ve dışarı çıkıp hava almama, bitkin düşmeme rağmen izin verdi.
Son Yorumlar