Evet sonunda geldi kriz. İşyerleri durdu, eleman alımlarını bir tarafa bırakın, işçi çıkartılıyor harıl harıl. Türkiye’yi fazla etkilemeyecek denen küresel kriz piyasayı alt üst etti. Peki neden oldu bu? Kimdi o en batmaz bankaları batıran, bir anda ülke ülke iflas bayrakları çektiren? Dalga dalga tüm dünyayı düşüren? “Ben”i düşünmekten, hep “benim” her zaman “benim” olsun istemekten, hırstan, aç gözlülükten gözü dönmüş insanları düşündüren… Düşündürtmek isteyen kimdi?
Kapitalist sistemin köleleri olduk maalesef. . İlla alacağız. İlla çok tüketeceğiz. Birse ihtiyacımız beş alacağız. Yoksa mutlu olamayız. Yoksa insan olamayız. Yahu bizler Müslümanken böyleysek diğerleri ne yapsın? Vahh bize ki dolaplarımızda takım takım elbiseler, ceplerimizde onlarca kredi kartı varken, bir tüketim manyağı olmuş, yetmez yetmez ne olsa yetmez derken, en lüks otomobilleri en lüks evleri isteyip yinede gözümüz doymazken, krize giren aslında yüreklerimiz… Krize giren “ben”liklerimiz. “Sen”, “senin için”, “sana” kelimelerini unutan bizleriz. Hatta artık ”ben” demek bile yetmeyecek kadar şaşırmışız. İnfak kavramı hayatımızda hiç yok desek haksızlık mı etmiş olurum? Ya da infak edebilsek böyle olur muyduk düşünülesi. Aşımızdan, ocağımızdan infak edebilsek, sevgimizden infak edebilsek, dostluğumuzdan kardeşliğimizden infak edebilsek… Belki diyorum “kul”a kul olmaktansa “Allah”a kul olabilsek… Depremi daha az mı hissederdik?
Dökülen ekonomiyi, dökülen insanlığımızı, sürünen yüreklerimizle mi kurtaracağız?
Senenin bir eli dalmış sonbahara, sigara yanmaktan vazgeçmiş
ses kirişlerinde zulüm tohumu, ödeyemeyeceğimizdir sab-i sübyan günahı
içlerimiz durulmuş ,kurulmuşuz
sistem içi bir çığlık ,anber dağılmış kavak yaprakları gibi…
Bilmem ; saçmalama saatleri olmasa biz nasıl anlaşacağız ?
çelişki olsun diye ölmeye fırsat verilmiyor.
sessiz bir çığlıkla vurulacağım kesin…
vurulmazsam aranacağım eminim
M: Peki ne olacak burada? Yani müfteri durumuna düşen birisiyle empati mi kuralım? Kötülük edeni anlayışla mı karşılayalım? Kendi ettiğimiz kötülüğe kılıf mı üretelim?
Elbette hayır. Müfteriye hakettiği cevabı vermezsek o zaman başımız yanar. Kimyamıza en ufak saldırıyı dahi önemseyeceğiz. Bir kötülükte bulunduysak da. Kendimizden gayrı bir kimsenin hakkına tecavüz ettiysek, ona görünür-görünmez bir zarar verdiğimiz artık meşhursa, o halde burada, kendimize karşı dürüst olacağız. “Vicdan ilahi bir takiptir.” Bizi savrulmaktan, koparılmaktan alıkoyan nedir? Yani insaniyetten uzaklaştıran her neyse ona karşı duruşun bir anlamı olmalı. Demek bir referans var bu denge noktasında. İçimizde bir evren var. Bir şirazesi var gönlümüzün. Şehvete yahut merhamete raptolan tarafımızın ayırdında olabilecek bir terazi. Müfteriler Çok Sevinmesin 2 : “Emin olun müfteriler bu röportajı sonuna dek okuyacak!” yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar