“Belki bir parça ömür bulunur bir yerde
Belki içine biraz hayat konulur
Belki ölmeden insan olunur yine
Belki biraz da hava solunur”
Erdem Yener ilk albümü “Kirli”yi Ekim başında Pasaj Müzik etiketiyle rock severlerin beğenisine sunuyor. Müzisyenin albümündeki tüm şarkıların söz, müzik ve aranjeleri kendisine ait ve tüm enstrümanları da kendisi çalmış. Albümünü kirli olan herşeye, yani hepimize ithaf ederken sanatçı aslında kirli ve karamsar tavrın hayatın ümitvar tarafını gerçekçi bir şekilde görmeyi öneriyor. Albümün ilk videoklibi “Belki”yi yazının devamında izleyebilirsiniz. Belki ölmeden insan olunur yine yazısını okumaya devam edin
Malifulle editörlerinden, Sistemsiz Sistem Notları yazarı Hasan Çetin’le yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz. İlk bölümü kaçırdıysanız tıklayın: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!”
M: Peki ne olacak burada? Yani müfteri durumuna düşen birisiyle empati mi kuralım? Kötülük edeni anlayışla mı karşılayalım? Kendi ettiğimiz kötülüğe kılıf mı üretelim?
Elbette hayır. Müfteriye hakettiği cevabı vermezsek o zaman başımız yanar. Kimyamıza en ufak saldırıyı dahi önemseyeceğiz. Bir kötülükte bulunduysak da. Kendimizden gayrı bir kimsenin hakkına tecavüz ettiysek, ona görünür-görünmez bir zarar verdiğimiz artık meşhursa, o halde burada, kendimize karşı dürüst olacağız. “Vicdan ilahi bir takiptir.” Bizi savrulmaktan, koparılmaktan alıkoyan nedir? Yani insaniyetten uzaklaştıran her neyse ona karşı duruşun bir anlamı olmalı. Demek bir referans var bu denge noktasında. İçimizde bir evren var. Bir şirazesi var gönlümüzün. Şehvete yahut merhamete raptolan tarafımızın ayırdında olabilecek bir terazi. Müfteriler Çok Sevinmesin 2 : “Emin olun müfteriler bu röportajı sonuna dek okuyacak!” yazısını okumaya devam edin
Sevgilisin bana kökü ‘’sev’’emir kipine bulanıyorsa sevgilisin…
Sevgiyi eşyaya tabir kılmadığım sürece sevgiliyim de
maşukun acı kıvrımların da terettüp olmaz günlük…
Sevgiyi ele alınan ve karşındakine giydirme sanatı sananlar olduğu sürece de bir şey anlatamaz karşısındakine
hareket sabitlenmediğini sürece adımın koca bir boşluğa kayar ki sonu uçurumdur…
Uçurumları yer çekimine karşı koyamama sanan toprağında yedi kat altına unutmakta olur
bütüne varmayan tüm gözler de ‘’Aşk’’batıp çıkmak yastığına akıtılan gözyaşı olmaya mahkûmdur…
Mahkûmluğun meftunluğundan alanlar bilir ki sevgili ağlatan değil her an adı olan ne yaparsa yapsın ne derse desin yanında tuttuğun isimdir…
Sevgiden şikâyet etmek nankörlüktür…
Mecnun çığırtkanlığında gezinen tellallar
Sev yazısını okumaya devam edin
Ve bıktım artık…
bıktım
Muhabbetin bacak arasında kalmasına ..apış kokan ağızların sab-i sübyana bulunmasından
Halkın ayaklanılamamasından nerde işgüzarlık (eskiden hiç durmadan çalışana kullanılırmış şimdi fuzuli işler müdürlerine denilen tanımlama bu)
bıktım günlük bıktım kendini bir laga luga bırakan zihniyetin tiyniyetsizliğinden
Bıktım… yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar