'ölüm' için etiket arşivi

Gazze Çiçekleri

Gazze Çiçekleri Gözlerim doldu ağlayamadım. Yüreğim kabuk bağladı, hissedemedim ki o acıyı. Duyamadım çığlık çığlık feryatları. Dondu bütün vücudum. Gazze’nin çiçekleriydi onlar. Gazze’nin tomurcuklarıydı. Yeni açmış, yeni doğmuş. Mis kokulu renk renk gülen, renk renk açan güllerdi, menekşelerdi. Gazze’nin, Filistin’in çiçekleriydi onlar. Onlar okula gittiklerinde tepelerine bombalar yağacak bilmiyorlardı ki. Bilmiyorlardı koşa koşa gittikleri okulun mezarları olacaklarını. Daha okumayı öğrenemeden, ip atlamayı, top oynamayı öğrenemeden savaşı, korkuyu, sefaleti öğreneceklerini bilmiyorlardı. Bilmiyorlardı ki onlar ekmek almak için dışarı çıktıklarında başlarına ateş yağacağını. Onlar hiç öğrenemedi gülmeyi korkusuzca, özgürce. Nasıl bir şey korkmadan parkta oyun oynamak.
Açlıktan, çaresizlikten, bitkin düşmüş, her an ölümü bekleyen, gözleyen, ufacık masum yürekler. Ne olacağız endişesiyle, yarın başımıza ne gelecek endişesiyle etrafı izleyen, o kan gölünün ortasında kaybolmuş melekleşen yüzler… Acaba Hamas üyesi olduklarını nerden anlıyorlardı vuranlar o küçücük yavruları. Nerelerinde tehlike görüyorlardı… Kendilerine yöneltilen, o cılız bedenlerinden geçen her kurşunu, beyinlerine, kalplerine hedef alınan her kurşunu, alaycı tavırlarla gülerek atılan her kurşunu tutabilselerdi, ters çevirebilselerdi neler yapmazdı o küçücük yürekler. Gazze Çiçekleri yazısını okumaya devam edin

t.u.f.a.n

iman ve sevgi fırtınaları esiyor içimde,
tapınaklar ve mabedler gelip gidiyor,
köşe bucak kaçmaktan kurtulamayan acı,
ölümün kadehlerini kemiriyor,

cellatlar koşuyor derelerden tepelerden,
sürülerine emirler vererek
bana ağlamak ve avutmak unutturuldu
dünya kuru ve titrek bacaklarıyla,
sanki darağaçlarına götürüyor beni,

medeniyetler..!! kanpıhtısına dönüşüyor,
insanlar kan denizlerinde secdeye kapanıyorlar,
ve gökler,rahmet yağdırıyorlar dünya’ya
artık haykırma sırası NUH’a verildi, t.u.f.a.n yazısını okumaya devam edin

Müfteriler Çok Sevinmesin 2 : “Emin olun müfteriler bu röportajı sonuna dek okuyacak!”

Malifulle editörlerinden, Sistemsiz Sistem Notları yazarı Hasan Çetin’le yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz. İlk bölümü kaçırdıysanız tıklayın: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!”


M: Peki ne olacak burada? Yani müfteri durumuna düşen birisiyle empati mi kuralım? Kötülük edeni anlayışla mı karşılayalım? Kendi ettiğimiz kötülüğe kılıf mı üretelim?
Elbette hayır. Müfteriye hakettiği cevabı vermezsek o zaman başımız yanar. Kimyamıza en ufak saldırıyı dahi önemseyeceğiz. Bir kötülükte bulunduysak da. Kendimizden gayrı bir kimsenin hakkına tecavüz ettiysek, ona görünür-görünmez bir zarar verdiğimiz artık meşhursa, o halde burada, kendimize karşı dürüst olacağız. “Vicdan ilahi bir takiptir.” Bizi savrulmaktan, koparılmaktan alıkoyan nedir? Yani insaniyetten uzaklaştıran her neyse ona karşı duruşun bir anlamı olmalı. Demek bir referans var bu denge noktasında. İçimizde bir evren var. Bir şirazesi var gönlümüzün. Şehvete yahut merhamete raptolan tarafımızın ayırdında olabilecek bir terazi. Müfteriler Çok Sevinmesin 2 : “Emin olun müfteriler bu röportajı sonuna dek okuyacak!” yazısını okumaya devam edin

Portreler

Taze cevizler kararmıştı…

Hüzün kokuyordu mürekkep, namussuz yağ duvara sıçrıyordu.Gözlerin de ki heyecan çevresinde ki kırışıklıklara engel olamıyordu.Gece ‘O’ydu gündüze teslim oluyordu.Her gün kaç kere doğdu bilmiyordu!‘O’ ölümü seviyordu,doğumun ne demek olduğunu bilmiyordu.Yazıyordu gece ve gündüz.Büyük camların önün de ayaklarına betonlar dökülüyordu.Domatesler bahçe de kuruyordu.Gaipsizliğinde ki sıkıntı kemiriyordu.Anadolu kocası idi söyleniyordu.Tuvalet taşların da gizli mısraları okyanusun damlaları olmuştu.Alkışlar kopuyordu.Düşüncenin Fahişesi olma isteği damarların da kökleniyordu. Çocukları ana babaydı ‘O’ bezlerini ipten toplayıp yeni dürüldüğünü yazıyordu. Bedeninin yarısı annene yarısı babaanneydi,o ilk torununu için de gezdiriyordu.Kelime ekonomosi enflasyonda eziliyor.’’Ben kendimi biliyorum’’ diyordu. Dilimin ucun da sorularım kalıyordu.Otuz bin lira taksit ödeyebiliyordu.Okyanusun damlası ayaklarını serinletiyordu.’O’nun belki de kedisi olduğu için gülümsüyordu,anlayamıyordum.Yazı söyleniyor,resim sevişiyordu.Büyük camların da bir taburenin üstün de kadınlığın tezgahın da yemekleri pişiriyordu.Analığından vazgeçeceğini söylüyordu.
Portreler yazısını okumaya devam edin




155 sorgu. 1.6040 saniye.

156 sorgu ile 1.605