'medya' için etiket arşivi

Londra günlüğü

Londra’ya 2000 yılının aralığında dünyayı görme tutkum ve iş bulamama gibi sıkıntılarım dolayısıyla şans eseri geldim. Böyle bir şeyin gerçek olacağına ihtimal vermemiştim. Ama çıkmadık candan ümit kesmemek lazım düsturuyla hareket edince buralar nasip oldu. Her şeyin hayırlısı demek lazım; burada da çok kötü ve meşakkatli günler geçirdim. Şu aralar hafiflemesine rağmen tam olarak adapte olmak zor. İyi güzel günlerim de oldu; farklı insanlarla tanıştım, farklı milletlerin insan tiplerini, kültürlerin insanlar üzerindeki etkilerini gördüm. Bunun gibi yeri gelince insanın ah işte bu şu olay şu yüzden diyebileceği bir çok vakıa ile karşılaştım. Londra günlüğü yazısını okumaya devam edin

Hayat Sakin

“bir kahır içim bugün
durmuyor
yolculuk
ankara
elimde hazırlanmış bavulumla
boş dururken
gardayım
gördüm her yanda
korkma bu ceset bu yüzüm ağlar kan içinde

ben sana söyledim hepten ölürüm ben
inan dönüşü yok bu hız seferi
bak bu tren devrilir, bağırır
bu raylar o sahte o kart düzene Hayat Sakin yazısını okumaya devam edin

Müfteriler Çok Sevinmesin 2 : “Emin olun müfteriler bu röportajı sonuna dek okuyacak!”

Malifulle editörlerinden, Sistemsiz Sistem Notları yazarı Hasan Çetin’le yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz. İlk bölümü kaçırdıysanız tıklayın: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!”


M: Peki ne olacak burada? Yani müfteri durumuna düşen birisiyle empati mi kuralım? Kötülük edeni anlayışla mı karşılayalım? Kendi ettiğimiz kötülüğe kılıf mı üretelim?
Elbette hayır. Müfteriye hakettiği cevabı vermezsek o zaman başımız yanar. Kimyamıza en ufak saldırıyı dahi önemseyeceğiz. Bir kötülükte bulunduysak da. Kendimizden gayrı bir kimsenin hakkına tecavüz ettiysek, ona görünür-görünmez bir zarar verdiğimiz artık meşhursa, o halde burada, kendimize karşı dürüst olacağız. “Vicdan ilahi bir takiptir.” Bizi savrulmaktan, koparılmaktan alıkoyan nedir? Yani insaniyetten uzaklaştıran her neyse ona karşı duruşun bir anlamı olmalı. Demek bir referans var bu denge noktasında. İçimizde bir evren var. Bir şirazesi var gönlümüzün. Şehvete yahut merhamete raptolan tarafımızın ayırdında olabilecek bir terazi. Müfteriler Çok Sevinmesin 2 : “Emin olun müfteriler bu röportajı sonuna dek okuyacak!” yazısını okumaya devam edin

Müfteriler Çok Sevinmesin 1. Bölüm: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!”

Malifulle editörlerinden, Sistemsiz Sistem Notları yazarı Hasan Çetin’le Ramazan vesilesiyle yeniden biraraya geldik. Keyifli bir atmosferde yaptığımız söyleşinin ilk bölümünü yayınlıyoruz.

Hasan Çetin

Hasan Çetin

M: Hasan, hoş geldin, nerelerdesin, neler yapıyorsun?
Hoşbulduk, yuvamıza, Malifulle’ye döndük elbette. Kalenderin malifullesinden başka nesi var?
“Malifulle bir tohumdur ektim ektim bitmedi
bu fakirlik bu yokluk kovdum kovdum bu kapıdan gitmedi”
diyor o yüzden.
Ben bir süredir yoktum, borçlarımı harçlarımı ödemek üzere yola çıktım, amele oldum çalıştım. O süre zarfında sevdiklerim ve malifulle yazarlarından başka kimse yoklamadı beni. Bu insanın gözlerini dolu dolu yapıyor, kalbini de.

M: 7 aydır bu projeye -siteye- devam ediyorsunuz. Nasıl başladı? Nereye kadar?
Malifulleden öncesi tam bir muamma. Yaklaşık dört sene kadar şiir, siyaset ve kendimize dair güncel notlarla bir siteyi iyi kötü yayında tuttuk. Malifulle bütün bu tecrübelerden sonra sahil kasabasında sakin bir elişi dükkanı gibi geliyor bana. Aslında öyle değilmiş. Müfteriler Çok Sevinmesin 1. Bölüm: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!” yazısını okumaya devam edin




150 sorgu. 1.5050 saniye.

151 sorgu ile 1.506