kollarına tarlabaşı kolordu komutanıyla bir yatakta iç edilmiş piç edilmiş oğlan muhafızları kadar kalitesiz uyandığın bir sabahın kusmuğu içinden cümleni alıp hayali ihracatların ihraç fazlası hayallerine yelken açarken kafasında martı galoşlarından hoş çığlıkları arkasında bırakan gemiler gibi ıssız kalmak niyetinde ve bekaretinde davranırken silahına amma acayip insanlarmış bu dünya ne garip ne hoyrat laleler ne plastik midir deyip geçecek misin
bakın deyip cümlene her başladığında seni dinlemeyen iki palyaço alkışıyla uğurlanan başkomserin oğlunu gördüğün rüyanda ki seni seyrediyordu bir yamaçta yalnızdınız kekik topluyordunuz ve lavanta garip heyulalar içinde uçuverdi görkemlerin gökdelenlerin arasından kaçak yolcu taşıyan ambarlardan yorgun cumhuriyetler düşüyordu kalbin susadığı her bir damla için bedel ödemiyordu artı artık ağzı ayazla çarpılmaktan donakalmış dudaklarınız seccadeyi öperken irkiliyordu Bakma Canımın Sıkkınlığı Bundan yazısını okumaya devam edin
Yabanın gidip gelmesi bulandırır üstündeki tülü
Hayal ediyorum yaşadığımız gerçeğin gereğini
Ey tablet duygusu esenlik dindiren zengin acı
Kovulduğun yerden erinçle salındı yüzün
Üstümde parşömenin dudakları Filida’nın Şermin’in
Birikiyor şehir buzulları arasında yalpalanarak sıtmanın
Kalıyor teatraları bulan zazalar Haber alınamayarak yüksek burçlar inşa etti Havva
Adım atan yangın yerinde konuk kimdir
Üç aşırı adamdan başka; Musa Turhan, Zekeriya Ertürk, Hasan Tahsin
Sorarım ,sondum,s-on…
bu dünya da eziyetimi kelimeler kadar göreni yoktur herhalde!
Top on listeleri(!)
Bir fincan Türk usulü köz üstünde yapılan kahvenin en acı sohbeti ‘’Ne olacak halimiz’’sorar dururum. Belki bir umut karşımda ki kişi de taşıyordur! Dokunmayan yılanın çıngırağında ki ses ninni gibi gelmekte. Hızlı tüketim sahasında bir anakent şehir için fabrikalar kapanıyor ve alışveriş merkezleri park alanları oluşturuluyor.(Önemli bu çok önemli)Parklarda 2.80 uzanıp yüzümüzü yalayan güneşi hissetmeliyiz. Sonra alışveriş merkezine gider, ruhumuzla beraber tüm yiyeceklerimizi tüketiriz.
Sanıyorum ki sonumuzu buldum?Ülkemin ağır sanayisi olmadığı için,yaşadığımız sınırlar dahilin de ‘’araba üretimin de bir numarayız’’ dedikleri montaj sanayisi(?)tüm benliğimizi kaplamış.Her şeyi birbirine montaj etmekteyiz.Yapış yapış ilişkilerimiz de ‘’Canım’’sözü geçen tüm kelimeler önemli bizim için.Heyecanlarımızı bir çift kapılı buzdolabına saklarsak.Derin dondurucumuz da birkaç beyin unuttursak ne fark eder!Gök gürültülü yaz günlerin de daha inançlarımızı değerlerimizi paylaşılmayınca tüm ulusal benliğimiz,bodrumun bir sahil kasabasında eriyip gitmekte.Her mevsim bir şehrimin güzelliği uçuşurken kim bülbüllerin sesini duyabilir ki? Sor(n). yazısını okumaya devam edin
Kaçıp kaçıp kuytularda ağlamakta neyin nesi? Nedir bu öfke? Nedir bu gözlerinde çakan şimşekler? Yorgunsun biliyorum hem de çok. Ne çok birikmişlik var üzerinde. Artık martılara da simit atmaz oldun. Neleri kaybediyor neleri kazanıyorsun. Gözlerinden okuyorum seni. Kalbin sıkışıyor biliyorum. Biliyorum kaç kere zehir yuttun, yutuyorsun da hâlâ. Kaç kere sıktın avuçlarını, kahrettin. Gıkın çıkmıyor. Benden başka da bilen yok korkma. İstemezsin göz yaşların görünsün. Bu kadar hiç tükenmemiştin değil mi? En çok karanlıktan korkansın ya, hani odanda gecenin karanlığında ufacıkta olsa bir ışık vardır hep. İşte şimdi karanlık kadar hayatta korkutuyor seni biliyorum. Zaman korkutuyor. İnsanlar korkutuyor.
Arıyorum inan. Gecenin karanlığında odanı aydınlatan ışık gibi bir ışık arıyorum senin için. Ne olur sende vazgeçme.Yut yutabildiğin kadar kelimelerini. Hatırla nelerin üstesinden geldiğini. Nasıl dimdik ayakta durduğunu hatırla. Rabbinin seni nasıl sevdiğini ve ne olursa olsun yinede bırakmadığını hatırla. Kim vardı ki yanında O’ndan başka? Ve kim var şuan yanında O’ndan başka? Onca isyan onca günah onca riyaya rağmen seni karşılıksız ve sonsuz bir sevgiyle seven, darılmayan, bekleyen, gözeten başkası mı var? Ama dayanamıyorum deme. Yaşamaya bak bu gerçeği. Bu rahmet günlerini yeni bir sayfa belle ve rahmet iste bol bol. Yine odanın camından ufka dal. Derin derin sabahın ilk nefesini çek içine. Ruhunun yanında ol. Kendine yüz çevirme sakın. Yüreğini O’na daya.
Bu müziği dinlememiştim uzun zamandır.Senin şarkıların değiştiğinden beri. Sen unuttun belki ama ben unutmadım bu müziği ne çok sevdiğini.Hani dinlerdin ya tekrar tekrar. Bu gece sana hediyem olsun.
Son Yorumlar