kollarına tarlabaşı kolordu komutanıyla bir yatakta iç edilmiş piç edilmiş oğlan muhafızları kadar kalitesiz uyandığın bir sabahın kusmuğu içinden cümleni alıp hayali ihracatların ihraç fazlası hayallerine yelken açarken kafasında martı galoşlarından hoş çığlıkları arkasında bırakan gemiler gibi ıssız kalmak niyetinde ve bekaretinde davranırken silahına amma acayip insanlarmış bu dünya ne garip ne hoyrat laleler ne plastik midir deyip geçecek misin
bakın deyip cümlene her başladığında seni dinlemeyen iki palyaço alkışıyla uğurlanan başkomserin oğlunu gördüğün rüyanda ki seni seyrediyordu bir yamaçta yalnızdınız kekik topluyordunuz ve lavanta garip heyulalar içinde uçuverdi görkemlerin gökdelenlerin arasından kaçak yolcu taşıyan ambarlardan yorgun cumhuriyetler düşüyordu kalbin susadığı her bir damla için bedel ödemiyordu artı artık ağzı ayazla çarpılmaktan donakalmış dudaklarınız seccadeyi öperken irkiliyordu Bakma Canımın Sıkkınlığı Bundan yazısını okumaya devam edin
Hızlıdır o beklide bir ışık yılı kadar uzak,ışık hızı kadar kopuk olan.Ve bunların ardına gizlenir yaşamlar.Aynanın sırrını alınca cam kalır.Camdan da kumu buluruz,deniz kıyısında .Dört basıyor ama nerede ise parmağım kırılacak…Rüzgarlar esecek ,sen rüzgar oldukça varoluş sebebi olursun kum için.Her kayaya vuruşun gücün her kum tanesi savrukluğun resmi olur,kim bile bilir ki?Dinginde eser bazen denge doğar kum ve rüzgar eksilir, ya da tam tersi!Zamanla ideale varana kadar kalırsın kırık bardaklar gibi…Hem iskelede vapur gelmedikçe mavi biriktirirsin.Maviye dalmak için bilmek yüzmeleri!
Aç mavi yazısını okumaya devam edin
Açılmayan kapıları atçımda geldim
Geçilmeyen yollardan geçtim de geldim
Bazen bir bülbüldü sırdaşım
Bazen bir yılandı yoldaşım.
Firavunun sarayından
Yusuf’un kuyusundan
Nuh’un gemisinden
Eyyub’un sabrından
Adem’in tövbesinden
Ben türlü türlü mevsimleri geçtim de geldim. Geldim yazısını okumaya devam edin
Rutubet kokusu yanık tenlerin ırzına geçiyordu.
Gemiler kalkıyordu bir sefer daha
çapanlara yosunlar arkadaşlık ediyordu.
Tutuşuyor kalpler öyle mi(?)Öğlen de karpuz, peynir, ekmek gözün dana da kalıyordu. Söz söylüyordu sözü efendisi olmuş o söylüyor o dinliyordu. Bilmiyorum. yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar