“…duma duma dum/ kırmızı mum/ dolapta pekmez/ yala yala bitmez/ ayşecik cik cik cik/ fatmacık cık cık cık/ sen bu oyundan çık”
Dünya ile ilgili bir meselemiz var. Dünyaya gelen her birimizin insan olarak-olmayarak- bu dünyayı terkederken üzerine bulandığı soru işaretleri. Acaba dünya dediğimiz yer kurtarılması gereken bir yer mi? Dünyayı kurtarmalı mıyız? Dünya derken neyi anlıyoruz?
Dünya derken benim zihnimde şekillenen, indirildiğim ve çok kısa bir zamanda terkedeceğim bir düzen-ektir. Bildiğin tostoparlak mavi bir gezegen olduğu bilgisi benim ancak fotoğraflarda görerek her seferde şaşırdığım bir şey. Bunun dışında dünya deyince benim aklıma oturan onun düpedüz bir düzen olduğudur. Ve bu düzende hiçbir şey tesadüfi yer değiştirmez. Portakalı soydum başucuma koydum ben bir komplo uydurdum yazısını okumaya devam edin
-Ön not: Yazılan herşeyi büsbütün yazarının dünyasına bağlamayınız. Yazar işkembeikübrasını niye kullanmıyor olsun?-
Humanity* / insanlık
It’s au revoir to your insanity / bu senin deliliğine güle güledir
You sold your soul to feed your vanity / ruhunu sattın beslemek için kibrini
Your fantasies and lies / fantezilerini ve yalanlarını
Üzüntünden sustun hiç ağzını açmadın, sen sabahın bir vakti yüreğin pır pır telefon bekledin sevdiğinden. O yorgun saatlerde senin yanında biri vardı. Bir tek insanevladı. Senin güllerin hoyratça savrulurken, senin derdine ortak olan. Dost kucağını açan. Üzülme diyen. O, bugün dayanamadı, eteklerindeki misketler bir bir döküldü. Sonra senin karşında gözlerini tuttu, dişini sıktı. Gidip dışarıda ağladı. Ağladığı şey sevgisinin karşılıksız kalacağını bilmek değildi. Onun için sevmek, sevdiğinin onun olması değildi, sevdiğinin mutlu olduğunu görmekti. Bu mudur düzeni dünyanın? Budur. yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar