Asıl adı Muhammed Celaleddin olan Mevlana 30 Eylül 1207’de Belh’de doğdu. Babası Bahaeddin Veled’in ölümü üzerine O’nun yolunu oğlu Mevlana devam ettirdi. Babasının ölümünden sonra öğrencileri Mevlana’nın etrafında toplanmış ve yine öğrencilerinden ünlü bir sufi olan Burhanettin Muhakkik Tirmizi hocasını görmek için gelmiş fakat onun yerine celaleddin ile karşılaşmıştır. Kaynaklar da Burhaneddin Muhakkik Tirmizi’nin Mevlana’da ilk mistik ilgiyi uyandıran kişi olduğu yazar. Yine çeşitli yerlerde ilim tahsili yapması da O’nun teşvikiyle olmuştur. Daha sonra Burhaneddin Muhakkik Tirmizi Kayseri’ye göçmüş ve orda vefat etmiştir. O’nun vefatı Mevlana’yı derinden etkilemiş, talebeleri de Mevlana’nın etrafında toplanmışlardır. Mevlana artık geniş bir halkaya hitap eden bir din bilginidir.
İşte tam bu sırada Mevlana’nın hayatını alt üst eden, derin bir tasavvuf eri gelir Konya’ya. Mevlana’nın hayatında kıyamet koparan, dünya görüşüne yön kazandıran, O’na sonsuzluk kapısını açtıran biri; Tebrizli Şems. 735. Şeb-i Arûs ve Mevlana yazısını okumaya devam edin
Tedirginliğimden sorumlu değilsin. Aylı akşamlarda türküler söylemeye devam edeceğim; sen duymayacaksın. Gözlerimi kapayıp denizin sesini dinleyeceğim; sen olmayacaksın. İsimsiz adreslere mektuplar yazıp, aylar sonra o mektupları yakacağım; o mektupları sen hiç göremeyeceksin… Burada deniz yok! yazısını okumaya devam edin
kollarına tarlabaşı kolordu komutanıyla bir yatakta iç edilmiş piç edilmiş oğlan muhafızları kadar kalitesiz uyandığın bir sabahın kusmuğu içinden cümleni alıp hayali ihracatların ihraç fazlası hayallerine yelken açarken kafasında martı galoşlarından hoş çığlıkları arkasında bırakan gemiler gibi ıssız kalmak niyetinde ve bekaretinde davranırken silahına amma acayip insanlarmış bu dünya ne garip ne hoyrat laleler ne plastik midir deyip geçecek misin
bakın deyip cümlene her başladığında seni dinlemeyen iki palyaço alkışıyla uğurlanan başkomserin oğlunu gördüğün rüyanda ki seni seyrediyordu bir yamaçta yalnızdınız kekik topluyordunuz ve lavanta garip heyulalar içinde uçuverdi görkemlerin gökdelenlerin arasından kaçak yolcu taşıyan ambarlardan yorgun cumhuriyetler düşüyordu kalbin susadığı her bir damla için bedel ödemiyordu artı artık ağzı ayazla çarpılmaktan donakalmış dudaklarınız seccadeyi öperken irkiliyordu Bakma Canımın Sıkkınlığı Bundan yazısını okumaya devam edin
Önce derin bir oh çekelim. Mevlana’nın dünyaya gelişinin 800. yılı geride kaldı. Unesco Mevlana yılı sona erdi. Yurt çapındaki kültür ve turizm etkinlikleri bitti. Yetkili ağzın kürsüde eline tutuşturulmuş on kelimelik muhtevasız belgeden hakkında hoşgörülü, hümanist, sempatik, çiçekler, arılar, petekler şeklinde bahsettiğini duysa emin olun 800. yaşını devirmiş haliyle çıkagelip “hey ahbap birisi benden mi bahsetti!” diyerek bu laçkalığa son verecek değil. Mevlana bir yaşına daha girdi?! *@~:S yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar