Tedirginliğimden sorumlu değilsin. Aylı akşamlarda türküler söylemeye devam edeceğim; sen duymayacaksın. Gözlerimi kapayıp denizin sesini dinleyeceğim; sen olmayacaksın. İsimsiz adreslere mektuplar yazıp, aylar sonra o mektupları yakacağım; o mektupları sen hiç göremeyeceksin… Burada deniz yok! yazısını okumaya devam edin
'akşam' için etiket arşivi
Pardon bayan, oturabilir miyim? Daha önce somut bir gülücüğe rastlamıştım da sahibini bulamamıştım. Sizinmiş demek. Öyle bakmayın bayan ne çok uğraştırdı beni kaybolanlar bilemezsiniz. Yemyeşil yapraklarını kaybeden bir ağaç alışkındır üşümeye her sonbahar sonrası. Şımarmasını çocukluğunda yitirmiş adamı düşünün siz.
Sahi adınız neydi? Benimki de murat. Evet solgun değil ama sarı,yani bir rüzgarlık işi var. Hatırlıyorum yine böyle bir sonbahar, adımı düşürmüştüm Beyazıt meydanında. Nereye kaybolduysa artık bulmadım. Ararken İbrahim geçti elime,bir müddet onu kullandım. sonbahar damlardı damlarımıza yazısını okumaya devam edin
ölgün bir döngü…bir ihtimal yolda yürürken, otobüsten yeni inmiş bir tazenin koltuğunun altından düşecek. Ter kokacak ve birazda körpe bir arzu…anzısın gelip bastıracak. Çok da önemli değil diyorum. Mesela o döngü içinde olmayışıma…bir zaman sonra içimin bir yerlerinden öfkeler kabarmaya başlıyor. Bir reklam filminde, uzun boylu ve kocaman bir bardağa doldurulmuş bir kolanın hava kabarcıkları nasıl yükselirse yukarıya doğru, öfkenin kabarcıkları yükseliyor. Sakinleşiyorum yüzeyi gördükçe…Gizlice intiharlarını düşlüyorum insanların. Tuvalette öldürmek, yolda yürürken öldürmek, terli olduğu için öldürmek, sütyenini açamadığım için öldürmek, öpemediğim için öldürmek, yaşayamadığım için öldürmek…çoğunlukla hayatla iletişimimi sağlayan en güzel şeyin bu olduğunu düşünüyorum…bu öfkeyi hangi hüzün durduracak? Örtün Üstümü Örtün Öfkesiz Hüzünlerle…. yazısını okumaya devam edin
Malifulle editörlerinden, Sistemsiz Sistem Notları yazarı Hasan Çetin’le Ramazan vesilesiyle yeniden biraraya geldik. Keyifli bir atmosferde yaptığımız söyleşinin ilk bölümünü yayınlıyoruz.
M: Hasan, hoş geldin, nerelerdesin, neler yapıyorsun?
Hoşbulduk, yuvamıza, Malifulle’ye döndük elbette. Kalenderin malifullesinden başka nesi var?
“Malifulle bir tohumdur ektim ektim bitmedi
bu fakirlik bu yokluk kovdum kovdum bu kapıdan gitmedi” diyor o yüzden.
Ben bir süredir yoktum, borçlarımı harçlarımı ödemek üzere yola çıktım, amele oldum çalıştım. O süre zarfında sevdiklerim ve malifulle yazarlarından başka kimse yoklamadı beni. Bu insanın gözlerini dolu dolu yapıyor, kalbini de.
M: 7 aydır bu projeye -siteye- devam ediyorsunuz. Nasıl başladı? Nereye kadar?
Malifulleden öncesi tam bir muamma. Yaklaşık dört sene kadar şiir, siyaset ve kendimize dair güncel notlarla bir siteyi iyi kötü yayında tuttuk. Malifulle bütün bu tecrübelerden sonra sahil kasabasında sakin bir elişi dükkanı gibi geliyor bana. Aslında öyle değilmiş. Müfteriler Çok Sevinmesin 1. Bölüm: “İçimizde Tanrının tanecikleri çarpışıyor!” yazısını okumaya devam edin

Son Yorumlar