
Elif siyah , be beyaz .. çekilip mağdenine yokluğun , çekip fünyesini hatırlamanın , tuz buz etmekliğe niyet ettim düşümü. Yüzümü çizdi , ellerimi kanattı uykusuzluk. Şın sarı , sad bordo .. ekmek güpegündüz esvabından soyundu. Esma mis gibi koktu. Susup dudaklarıma dokunan busenin hatemine daldım. Tı ince , zı aklıbaşında .. süpürüp tozunu gübürünü bahçenin , silip gözlerimin buğusunu , bırakıp ağırlıklarını kulaklarımın sağa sola , varlığın göğsünde uyuyakaldım. Dilim damağıma saf süt tadı bıraktı. Hayretin memesinden emdikçe emdim. Be beyaz , te yeşil .. su çıplak , ekmek çıplak , harf çıplaktı. Yüzümü ne yana döndüysem o yandan baktı. Kapısında ateş yaktım bedenin. Terlesem serin üşüsem sıcacık aktı. Ne dediyse tuttum. Cim sicim , ha halat .. karanlıktı yine karanlık. ‘açıldı cennetin bab-ı nesimi,zevk ile safalar gönlümde buldum.’ Karanlıktı yine karanlık. Takdir edilende nusret ve feth olunca zulem , zemheri sırra kadem bastı. Ölüm telaşı aldı kaçtı. Lamelif hercai ..
Basiretsiz, kendinden, dolayısıyla yaşadığı toplumdan bihaber, salaklığına doymadan, asalakça bir yaşam içinde olan insanlar…Bu tür insanlardan nefret ediyorum. Kafamın tasını attırıyorlar. Ellerimi klavyenin üzerinde tutamıyorum o zaman. Ağzımın tadı ve ayarı kaçıyor. Başlıyorum hemen asalak, bsalak, csalak… Arkası devam ediyor çoğunlukla. Nefret ettiğim kişi ben olduğumda biran evvel nokta koymak istiyorum. Nokta.
Şimdi, içinde bulunduğum şu zaman diliminde, kafamın tası atmışken ve yerime oturmakta zorlanırken yazı yazyeltenmek de nerden çıktı bilmiyorum. Bir arkadaşım, -seni konuşturmak için kızdırmak gerekiyor- derdi. Belki bu bir sebeptir. Her neyse…
İnsanoğlu dünyaya gelir gelmez korunup kollanmak ister. Yoksa yaşaması pek mümkün değildir. Dünyadaki bütün canlıların içinde en şanssızı bu anlamda insandır. Hem sadece yaşaması için değil, adam gibi yaşaması için de bu gereklidir. En azından belli bir yaşa kadar, aklı erinceye kadar bu böyledir. İnsanı koruyup kollayan da, daha doğrusu buna vesile olan da, başta anne babası olmak üzere yaşadığı toplumdur. Evet, içinde yaşadığımız toplumun aklımız kesinceye kadar bizi koruyan, büyüten, yetiştiren ve gelişimimizi sağlayan bir işlevi vardır. Bu yüzden nerde yaşadığımız, hangi toplumun ferdi olduğumuz, kısacası; vatan, millet, Sakarya kapsamına giren her şey çok önemlidir.
Bunlar önemlidir de, bize bu toplumu, vatanı, milleti miras bırakanlara karşı insanın alacak verecek durumu önemli değil midir? Yani insan acaba bu durumda birilerine borçlu mudur değil midir? Asalak bsalak csalak… yazısını okumaya devam edin
Açılmayan kapıları atçımda geldim
Geçilmeyen yollardan geçtim de geldim
Bazen bir bülbüldü sırdaşım
Bazen bir yılandı yoldaşım.
Firavunun sarayından
Yusuf’un kuyusundan
Nuh’un gemisinden
Eyyub’un sabrından
Adem’in tövbesinden
Ben türlü türlü mevsimleri geçtim de geldim. Geldim yazısını okumaya devam edin
Yorumlar