->
Okuduğumda önce bunun 1 nisan tarihli bir eşşek şakası olabileceği zannıyla gülümsedim. Ama henüz Şubat ayındaydık. Sömestr tatili yeni biterken üniversiteden eposta kutularımıza böyle bir ilan geliyordu.
MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ DEKANLIĞINA
1632 Sayılı _Askeri Ceza Kanunu ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu kapsamında yüz kızartıcı suç işlediklerinde yedek subaylık aday adaylığı haklarını kaybettiği ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu gereğince 15 aylık er olarak askerliklerini yaptıkları belirtilerek, yüz kızartıcı suç işleyerek yedek subay aday adaylığı hakkını kaybeden yükümlülerin bu suçlarına ait mahkeme karan incelendiğinde yarıya yakınının “Elektrik Hırsızlığı” suçuna ait olduğu görüldüğünden, Üniversite yıllarında öğrenci evlerinde kalan kendi üzerlerinde bulunan veya kapatmayı ihmal ettiklerinden kendi üzerlerinde görülen elektrik sayaçlarında meydana gelen yasadışı müdahale, mühür bozma vb. olayların elektrik hırsızlığı olarak değerlendirildiği ifade edilerek, yükseköğretim kurumlarına bağlı eğitim kurumlarında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin ileride hak kaybına ve mağduriyetlerine neden olabileceğinden konunun, Fakülteniz/Yüksekokulunuz/ Enstitünüz öğrencilerine duyurulmasının istenildiğine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alman 31.12.2007 tarih ve B.30.0.EÖB.0.00.00.03-08.05-4847-35238 sayılı yazının bir örneği ilişikte gönderilmiştir.
Dilekçeyi inceledikçe içinden giderek meselenin ciddiyetli(?) ve samimi(?) olduğu kadar tarifinin de o ölçüde amatör, renkli, trajikomik, absürd, keyifsiz yönlerini gördüm. Milli Savunma Bakanlığı‘ndan Bölüm binamıza dek ulaşan tek cümlelik, soluksuz tamtekmil tek cümleli tek paragraflı dilekçe. Dilekçenin girizgâhında öncelikle gaydiriguppak bir istatistiki veri sunuluyor. Coşkuyla ve yer yer zılgıt çekerek. Benim takıldığım yerse “Üniversite yıllarında öğrenci evlerinde kalan” kimselerin varlığının kabulü. Tıpkı “ilerlemiş yaşına rağmen fitness yapan ev kadınları” gibi. Bu artık tescillenmiş resmi bir vakıa idi. Uzunca bir dönem öğrenci evlerinde kalmış birisi olarak hem çocukça sevindim -devlet bizi de gördü- hem de içim burkuldu. Üniversite yıllarında öğrenci evlerinde kalmanın gerçekten de tipik ortak yönleri vardı ve bu ortak yönler (o ortak yönlere ikinci yazımda değineceğim) vatandaşlarımızın bir kısmını bu şekilde tanımlamayı -nihayet- gerektirmişti demek ki. Amma velakin “Üniversite yıllarında öğrenci evlerinde kalan” kısa adıyla ÜYÖEK‘lerin, cümlenin devamında “kendi üzerlerinde bulunan veya kapatmayı ihmal ettiklerinden kendi üzerlerinde görülen elektrik sayaçlarında meydana gelen yasadışı müdahale, mühür bozma vb. olayların elektrik hırsızlığı olarak değerlendirildiği ifade edilerek” gibi töhmet altında bırakmaya çalışan, düşük çarpık ifadeler kullanılıyor. Önce “aman kapamayı ihmal etme yavrum” tembihine uymayan bir masumiyeti vurguluyor ve sonra da çatır çatır elektrik hırsızı damgası vuran zihniyetini kusuyor. Demek ki ÜYÖEK varlığını devlet bir suçlunun teşhisini kolaylaştıracaksa kabulleniyor. Devletin şefkat ve tokat eli bir arada(!). Tabii bu durumda “o mıknatısı taktığın sayaçtan söker …… takarım” kabalığı da katılmalıydı bir ek cümle olarak ki o amatör tedirginlik dilekçenin muhataplarının zihnine salınmaya çalışılmış. Dahası suçlu ÜYÖEK‘ler acep Elektrik-Elektronik mühendisliği bölümü öğrencileri arasından mı çıkıyor diyerek bilgilendirme(!) Mühendislik fakültesine hassaten mi yollanmıştır bilemiyorum. Yer yer gülmekten yarılmaya sebebiyet verse de yetkililerin bu düşünceli tavrından ötürü gözyaşlarımıza engel olamıyoruz. Amerika’nın Kuzey Irak’ı işgalini “önleyici operasyon” diye tanımlama şeklini çağrıştıran bu hassasiyeti ileride işsizken kapısına faiziyle birlikte öğrenim kredisi haczi gelecek öğrenciler için de gösterseler mutluluğumuz yarım kalmazdı.
“Üniversite Yıllarında Öğrenci Evlerinde Kalan Potansiyel Elektrik Hırsızı Hanginiz?!” için 0 Yorum yapılmış.
Yorum yapın
Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.