Dudaklarım taşıyabilir mi tanrım
Adını söylerken
Her harfi yırtıp geçmez mi dudaklarımı
Sonra ben…
Dudakları çarpık
Ve aşktan şikayetçi
Nasıl diz çökerim avucunda yer yüzünün
Göğün elleri beni kaldırabilir mi…
Yakar mı tenimi şimdi olduğu kadar
Ateşin aşkından daha mı bela
Bu fani başıma
Daha mı çok bunca yük
Gözlerimin feri ruhuma karanlık
Gözlerim kapalı dünyanın ışıklarına
Aşk/a bir ateş kadar mı muhtaçtık…
Şükür…dedim sevgilime
Neydi ki…
Sordum olunmayan bir yerde yan yana
Diz dize yada göğüs göğse
Değilken ikimiz bir aradaymış gibi sordum
Saf bir aklın konuşmasıydı sanki
O derece kalbi bir ses ile cevapladı beni
Aşk dedi sevgilim bir ateştir.
Nimetin şükrü cinsindendir
Şükrü ifa edilmemiş bir aşk
İsraf edilmiş bir kuru ekmektir
Bildim gayrı ne varsa gaibe dair
Yanmayı bildim kuru ekmek adına
Özlemeyi bildim çarpık dudaklarım
Henüz susmayı öğrenmemişken
Dudaklarımı kalbime iğneledim
Şükrü bildim…
Göğün ellerine verdim kendimi
Yeryüzünü kendim bildim
Şükrettim
Yandım
Şükrettim
Yanmaktayım…
Haziran 2008