Deniz Kızı Hikâyesi 2

Adam varmış deniz kıyısına. Atlamış küçücük gemisine, açılmış dalgalara. Deniz kızının peşine mi? Bulmaya mı? Yok olmaya mı? Neye?

Yüzleşmeye. Korkusu ile yüzleşmeye. Yüreğinin en ücrasına kovduğu gerçeği ile çarpışmaya. Adamın sonra diline bir türkü dolanmış.. “Ah küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini delisin..” Dinlemiş de kaybolmuş..

-son-

(- Not: İnsanın kendi aklından başka müthiş, tedhiş edici, dehşete düşürücü bir şey yok aslında?! Zihin bir gömlek fabrikası gibi. Gömlekler üretiyoruz. Gömleklerin bazısı siyah renk, korku dolu, karamsar. Bazıları pembe, onları esmer adamlara giydiriyoruz. Gömleği giydirdiğimiz adam başka biri oluveriyor. Ya da gömleği giydirdiğimiz adamla gömleğe giren adam aynı değil. O gömlek ona uymuyor işte. İpek de giydirsen çul da giydirsen adam o senin bildiğin adam değil. Yarattığın korku tufanı senin zihninde kopuyor. Oysa dışarısı günlük güneşlik ya da sen çocuk sevincinle koşarken dışarıda kıyamet kopuyor..-)

Yorum Yapın

Eposta adresi yayınlanmaz/paylaşılmaz. * işaretli alanlar doldurulmalıdır.

*
*