CHP Genel Başkanı Deniz Baykal; CHP İstanbul İl Başkanlığı, Gençlik Kollarının ideolojik ve politik donanımının yetersiz olduğunu düşünmüş olacak ki Sayın Baykal “Parti Okulu” isimli bir organizasyonla gençlere ders verecekmiş. Dersin ne olduğu hususunda herhangi bir merakımız uyanmadı bu haberi duyduğumda. Aklıma gelen ilk konu şu oldu.”Ana muhalefet görevini yürüten bir parti nasıl oy kaybeder ve Ey Gençler siz bunu nasıl seyredersiniz”. Parti okulunda Sayın Baykal, “Sosyal Demokrasi” başlığı adı altında “halklar yönetilirken çaktırmadan nasıl halkın kafasına altı ok saplanır” konusunu irdeleyecek ve bunu gençlere ok saplamanın kirkbir yolunu dahi en ince ayrıntısına kadar anlatacakmış. Diğer yandan Parti Okulunda Sayın Baykal ; Demokrasi, Kapitalizm, Liberalizm, Laiklik kavramlarınıda genç partililere en ince detayına kadar anlatacakmış. Kanımca bu kadar detaya gerek yok. Çünkü genç partililer Sayın Baykalın son zamanlardaki performansına bakarak Laiklik en berbat ne şekilde savunulur, Liberalizm her ne kadar özgürlükçü bir yapı içersede onun içine nasıl demir parmaklıklar döşenir alenen görebilirler. Ama öyle zannediyorum ki Chp’nin genç nesli de burnunun ucunu göremeyecek kadar kör ve Deniz Baykalımsı yetişiyor. O halde Sevinelim. Az daha dişimizi sıksak ikibinonbeş gibilerde yüzde birlik oy oranı ile artık ortalıkta ne Chp kalır.Ne de Deniz Baykalımsılar…Vesselam.
Şırıngayla milletin bacağına koluna kezzap atan bir dangalaktan daha sonra şimdi de spreylisi çıkmış. Bunu fırsat bilen Medyanın antiislamcı maymunları hemen demişler.Ahanda bu adam kesin dincidir. Milletin etek boyuna donuna pantolonuna bu kadar düşman ki millet kolunu bacağını açmasın diye insanlara zarar veriyor.Tabi bu durum tabiri caizse bu tür medyacılar için ” yeni gelinin b.. ‘da altın bulmaya” benziyor ki sonunda ne olur ne olmaz diye düşünmeden altını avuçlamaya kalkıyorlar. Gerçi artık uyanan insanlarda var. Televizyonlarının başında göbeklerini kaşıya kaşıya ” hatuuun ordan bi çay gabta getir bah medyacılar şırıngalı zapuh bulmuşlar. adına da dinci şırıngalı üstelik kezzapçı zapuh” demişler diyerek aile için komedinin bir parçası oluyorlar. Bu haberi yapanlar ise kendi aralarında zannediyorum ki sık sık köşe yazarlarında görürüz “dostlar toplantısında” bu mevzuları konuşuyorlardır. “Bak şimdi Hacı bu yana bi bak. Bak bi haber buldum.Adam Kezzap sıkıyormuş etek giyenlere. Sence bu adam bunu niye yapar.Yanmış bacak ayak fetişisti de değil. O halde bu kesin İslamcı”.Duvardan nem kapmak, tozlu yolda asfaltta yürümek, karaktersiz insan olmayı bu kadar erdemli hale getirmek başka kime nasip olur Allahım.Benden uzak tut ne olur….
Evet. Son zamanlarda türbandı, katsayıydı, şuydu, buydu diyerek sürekli gündemimizde kalan üniversitelerimizin içler acısı hali 15 bin üniversitenin katıldığı bir değerlendirme ile yeniden ortaya çıktı. Bu değerlendirmede esas olan akademik açıdan bilinir olmak, bilimsel araştırmalar, teknolojik donanımı, yayınları vb. açılardan sıralanıyor. Düşünün yani 15 bin üniversite. Ben dünyada bu kadar çok üniversite olduğunu bile bilmiyordum kendi adıma. Ama Aklıma ilk gelende herhalde ODTÜ, Boğaziçi,İstanbul gibi üniversitelerin ilk yüzde falan olmasıydı. Ama araştırmayı okuduğumda hayretler içerisine düştüm. Çünkü araştırma baştan sona yanlıştı. Bir defa Türkiyedeki üniversiteler için özel bir bölüm ayrılmalıydı değerlendirme için.Mesela Öğretim üyesi özgürlük yanlı mı değil mi? Laik mi değil mi? Patatesi soymadan mı yiyor yoksa haşlayıp mı soyuyor? Öğrencinin giyimine kuşamına göre de bir değerlendime kategorisi olmalıydı Türkiyede ki üniversiteler için.Sonra Rektörler ve Dekanlar içinde “en iyi darbe yanlıları” bölümü açılmalıydı ki biz bu kategoride kesin birinci olurduk. Velhasılı aslında bizim için üniversitenin yayımı, teknolojik donanımı, eğitim kalitesi, eğitim standartları falan çok ilgilendirmiyor. İsteyen gelir sınıfa dersi dinler. İsteyen gider kafelerde, kahvelerde okey çevirir matematik çalışır.Devlet üniversiteleri bir yana ki hadi diyelim devletin parmağının olduğu bir çok iş zaten baştan sona hatalar zinciri ile dolu oluyor; özel üniversitelerde aynı şekilde bu sıralamada çok gerilerde kalmış. 497.Bilkent,1246 Sabancı,1564. Koç,2957 Yeditepe gibi adı sanı olan, nam salmış üniversitelerin bu kadar geride kalması çok şaşırtıcı denebilir. ( Yoksa verilen paralar hak edilen eğitimi karşılamıyor mu?)Ama diğer yandan da şaşırtıcı değil.Onları yönetenlerde diğer üniversitelerden mezun. Her biri aynı tezgahtan çıkma gibi.Dört haneli rakamlarda yer almak için o kadar çok bir şey yapmamak için çalışmışlar ki hak ettikleri yeride almışlar. Devlet üniversiteleri içerisinde ilk binde olanlardan bazıları ise; 438.ODTÜ, 508.Boğaziçi,798 ITÜ,818.Hacettepe ve diğerleri. Öss ye çalışırken dünya sıralamasında bu kadar geri kalmış üniversitelere girmek sakın ha öss ye çalışan arkadaşlarda moral bozukluğu yapmasın. Bu tamamen başkalarına göre bir sıralama. Yoksa biz Türkiye için bir sıralama yaparsak her bir üniversite başlı başına bir birincilik elde eder ki bu birincilikleri burada saymakla bitiremeyiz. Şimdi şunu sormalı esasen: Türkiye niye bu halde..? Cevabı da çok basit: Üniversitene bak da konuş kardeşim!..