Kategori Arşivi: FİKRİYAT

İnsan;

İnsan;
Ne çok deriz değil mi? Denklemlerimiz parametrelerimiz, soylarımız uzun uzun anlatılan anılarımız vardır. Gelecek bir elimizin için de geçmiş diğer elimiz. Belki de insanın iki elleri buna işarettir. Hani Biri ile doldurup diğeriyle boşaltmak.İnsan beyninin sınırı olmadığı derler.Yani Allah’ı akıl ve ruhumuzla sevmemizin işaretimidir?İnsanları bakarız hepsi çeşit çeşit, renk renk, tip tip.Bir diğeri diğerini diğerinin diğer özelliklerini taşıyabilir fakat bir değildir.İnsan kainatın dengesin de hizmetine ve verilmiş ve hizmeti beklenen insan.İnsanın bir mağara olduğunu iddaa edebilirim.

Devamını Oku »

…körebe…

Her zaman çok istediğimiz bir şey olmuştur öyle değil mi…?

çoçukken az mı oyuncak istemiştim annemden ve sonrasında babamdan istediğim bisikletler… avucum içine sığabilen sarı renkli ‘vosvos’tan geçince gönlüm, içine sığabileceğim kırmızı kamyonu aldırdım… ve kaldırımın kenarında çıkamadan binemediğim bisikletim…bir hırsıza yar oldu sonra, hakkımı alacağım vakti gelince, pusudayım…

sabahları kahvaltıda çay içebilmekti anneden izin alıp, içine yarım bardak su konulsa bile… yahut açma-kapama düğmesi kopmuş bir kumandayı avuçlarında terletebilmek…karşıdan karşıya annemin elini tutmadan geçmek, okula tek başına gidip gelebilmek, bakkaldan ekmek almak hatta…
çocuksu istekler.. hangi birini saysam.. şimdilerde büyüdük de çok mu büyükleşti isteklerimiz hala çocuksu… Devamını Oku »

Bu ne?

 
   Bu ne açıklayalım elinde makası kesemez ah kesemez ,kesmesini bilmez yavrum gülüm katinam getir keseyim getir keseyim.
       
        Bizler ne kesmesini bildik ne biçmesini?Bakmayın şarkılar bir toplumun tüm hallerini gösterir.Öyle uzun uzun düşünmeye gerek olduğunu sanmıyorum.
Varız biz öylemi şarkılarımıza bakalım o zaman.Sokakta konuştuğumuz dile bakalım.
         
        Oktay Sinanoğlunun sözünü savunalım.Görüştüğümüz X kişinin yanından ayrılırken ”kendine iyi bak diyelim”,”Allah’ a emanet ol” demek yerine.Gelelim sokakta yürüdüğümüzde bir kişiye çarptığımız zaman ‘’Pardon’’diyelim.Çünkü özür dilemenin bize zayıflık olduğunu öğrettiklerini unutalım!-Özür dilemek ayıp değildir o hale düşmememiz zayıflıktır-Unutalım tüm samimiyetimizi çuvaldınızı elimizde mızrak gibi kullanalım.
          
         

Devamını Oku »

Kuşlar halen uçuyorlar!

kuşlarKelimelerin israfından sığınırım Tanrı’ya. Sığınırım sığınağın ortasındaki barınağı bir türlü bulamayanlara. Kervan sahiden gitti mi, biz yolda mı kaldık yoksa?
İyi insanlar iyi atlara binip gittilerse kalanlar kimler?
Bütün bu soruların aslında cevapları bizim dimağımızı meşgul edecek kadar önemli değil. Peki, neden soruyoruz bunları… Çünkü şerh düşmek gerek hayata. Ölüme şerh düşmek hayata şerh düşmekten geçer zira… İnsan kendi varlığının uzağındadır. Ama her uzağın içinde bir yakın vardır. Âlem zıtlıklar üzere inşa edilmiştir. Aslında basit olan tüm bilmeceleri girift hale getiren de bizleriz. Çünkü asli vatanımızdan uzakta olduğumuz için kendimizi en mutlu anlarımızda bile hüzün içinde hissedeceğiz. “İçimde bir sıkıntı var” diyeceğiz durup dururken. Uzaklara dalıp dalıp gideceğiz. Sahi pencereden dışarı ya da bir arabanın camından nereye bakıyoruz? İçimizde bir yerlere gitme arzusu neden var? Mutlak mutluluk diye bir şey yok zaten. İnsan hep aynı hal üzere kalamaz. Ki dünyada mutlu olabilmek, dünyaya sığabilmek esasında insan ruhuna aykırı bir durum. Çünkü insan ömrü boyunca bir arayış içindedir ve ömür boyunca “neredesin sen?” der.
Duvağı açılmamış bir gelin değil ki dünya, ben onun için serenatlar söyleyeyim.
Kelime sükutun şerhidir, sükut kelimenin bereketidir!
Şimdi her gün olduğu gibi bir İlhami Çiçek şiiri okuyacağım ve tekrarlayacağım:
“Yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçıştır”
İnsan an gelir bir şiirin arasında kalakalır günlerce.
İnsan kalakaldığını sanır günlerin gölgelerinin içinde…
Kuşlar geçiyor şimdi şiirlerin arasından…
Ben şiirler yollarım sana;
Ellerini aç da kuşlar konsun omuzlarına.

Ben Bir Yobazım!

Yobazım listelere giremeyecek kadar yobazım. Onları hadlerini aştıklarını düşünüyorum. Yobazım benliğimi sadece bildiğim üstünde kullanmak istiyorum. Kimse ile yarışmak istemiyorum. Bu yüzden öteki deyimlerin içinde bile yokum.Ve yokum kendilerine göre uydurulmuş düzenlerinin içinde.
Saç-malıyorum üstünüze sıçramasın

nedenmiş ki..
Bal gibi yaşar da
Toplum diye bir şey oluşturmuşuz
O sağ olsun elinde oynatıyor
hep iki kişilik toplumlar diyorum Devamını Oku »