Onunla ilk olarak üniversite sınavına hazırlanırken tanışmıştık. Kafakemiği kapılarımı ansızın çalıvermişti. Okuldan eve geliyordum. Başağrısından yıkılıyordum. Uyanıyordum, burnum kanıyordu. Ders çalışıyordum sonra, geçmiyordu. Böyle böyle bir kaç sene daha sürdü. Sinüzit deniyordu adına. Geçen hafta, hem de en münasebetsiz zamanda hortlayıverdi yoldaşım başağrım. Oysa tamamen unutmuştum onu. Halbuki sinüzit hiç geçmeyen bir şey. Ateş, bulantı, baş dönmesi, şiddetli başağrısıyla belli ediyordu varlığını. Doktor arkadaşımız ufak bir muayeneden sonra teşhisi yeniden koydu ve dışarı çıkıp hava almama, bitkin düşmeme rağmen izin verdi.
İznin nedenini sonradan öğrendim. Orada söylemek istememiş. Ama, ağır ve şiddetli bir psikolojik baskı, yani stres altında kalmış olmanın neticesiymiş. Bunun için de dışarı çıkıp zihnimi dağıtmak iyi gelebilirmiş. Dönem dönem zihni yorgunluklarda hasta olunabileceğini biliyordum. Ama ruhi nedenlerin doğrudan bünyeye bıçakla keser gibi müdahil olabileceğini tahmin etmezdim. ‘Stres’i pek de önemsemediğimi gündelik hayatımı baltaladığında anladım.
Bugünlerde sıkıntımı atlatmamda özel bir yeri olan özel bir insan var. Ancak pırasa sevmeyen biri. Ben de aksine çok severim. Tam da yine ruhumu dinlendirirken dinlediğim enteresan güzellikteki şarkılarıyla Baba Zula, sözlerinde vurguladığı düalizmle hem benim yarama parmak basıyor hem de pırasayı hiç tatmamış olanların merakını uyarıyor. “Bu dünyada iki türlü insan var: pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler” diye başlayan şarkı şöyle bitiyor: “Bu dünyada iki türlü insan var: sevmesini bilmeyenler, sevebilenler”.
Sözleri alıntılamak için grubun sayfasına uğradığımda bir röportajlarına takılıyor gözüm. “Aşkın Harbisi Tutsak Etmez!” diyor grubun solisti Murat Ertel. Evet harbiden, harbici aşk tutsak etmez adamı. “Dört duvar arası kapanmaz ki sendeki özgür ruh…” diyorlar zaten. İnsana ağır gelen, onu esir eden, ona yük olan moderniteyle yoğurduğu “ilişki”lerden başka bir şey değil. Aşk kadim ruhlara, modern öncesi/dışı insanlara ait üç harfli beş noktalı bir şey ne de olsa.
Hepinize hayatında sağlıklı, zinde bir başlangıç dilerim.
ılık ılık taze taze
tane tane yemyeşil
bu dünyada iki türlü insan var
pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler
bu dünyada iki türlü insan var
anlamayanlar ve anlayanlar
pırasa pırasa
mmmh lezzetli
pirinçli pirinçli tatlı tatlı
bu dünyada iki türlü insan var
et yiyenler ve et yemeyenler
bu dünyada iki türlü insan var
göremeyenler ve görebilenler
pırasa pırasa
nefis zeytinyağlı
limonlu mis gibi
bu dünyada iki türlü insan var
güzelliği tadanlar ve tadamayanlar
bu dünyada iki türlü insan var
sevmesini bilmeyenler sevebilenler
pırasa pırasa (Baba Zula - Duble Oryantal albümü)

“Bu dünyada iki türlü insan var: Pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler!” için 0 Yorum yapılmış.
Yorum yapın