
Murat seninle bir yolculuk yapmıştık. Kimsenin bilmediği bir zaman o. Nerden geldik nereye gidiyorduk. Ben bilmiyordum. Bir Allah biliyordu. Gece yorgun düşüp de sen yanımda uyurken.. çuf çuf.. resmini çektim bir iki tane.. bazı istasyonlarda neşeyle uyanıp şiirden, hayattan, sevdiklerimizden konuştuk.. Ya o kadar da mühim mi değil mi konuştuklarımız.. bazı köprülerde ben yorgun düştüm mesela.. o zaman da sen konuştun, ben dinledim.. Aslında biliyorsun, neşeliyken ben daha çok konuşurum.. Ama dinlemeyi, dinlerken dinlenmeyi, çoğunlukla da sözleri susarak aşmak denen o şeyi severim, yolları da öyle aşarım. Bazı tünellerden geçerken bö yaptın, korkmadım ama biliyor musun? Sen yanımdayken bir de, hiç korkmuyorum. Deli cesareti mi geliyor ne?
Sen “hepimiz mp3 çalarız” demiştin de çok gülmüştük bir de. Yalnız gençlerin kulaklarında hep ondan var.
Ben seninle mutluydum be Murat. Çok fazla da sıkmıyordum kendimi. Öyle beynimde fırtınalar da kopmuyordu. Sen yanımdaydın. Huzur vardı. Çorbacıda da vardı, terlerken de vardı, titrerken de.. Yav yok öyle romantik takılmıyorum. Harbiden gerçek, capcanlı, şair bir adamla arkadaşlık, hem de yol arkadaşlığı etmek nasip kısmet işi. Öyle kolay nasip olmaz adama diyorum, seviniyorum.
Sen Allah’tan korkan, kuldan utanmayan, güzel bir adamsın Murat. Benim hayatımda, hayatımızda çok fazla gerçek insan yok. Benim gibi insanların hayatında bu bulunduğu zaman kıymetli bir şey oluyor. İçimizdekini açtığımızda hayatımıza giren insanlara, büsbütün açıyoruz. Ailemizi, namusumuzu ortaya koyuyoruz, al diyoruz, sen ben isen ben de senim.
Ama öyle değil be Murat. Herkes bizim gibi değil. O herkesler sanıyorlar ki kendileriyle bir irtibata girdiğimizde, bir bağ kurduğumuzda onlarla, bu bir mukavele anlamını taşıyor. Sanıyorlar ki bitti dendiğinde, hukukumuz yok artık dendiğinde hukuk bitiyor. Ne bir menfaat ne bir görüş için yarlık, yarenlik ediyoruz halbuki. Sen benim arkadaşımsın, sevdiğimsin dediğimizde karşımıza almıyoruz onu. Yanımıza alıyoruz. Ötesine berisine bakmıyoruz. Kanatlarımıza alıyoruz. Onun için varımızı yoğumuza katıyoruz. Yine de bir yol alıyoruz. 30 saat bu kolay mı? Yine de herkesler, herkesler işte. Benim gibi değiller. Hele senin gibi hiç değiller.
Ben seni son istasyonda bıraktıktan sonra hasta oldum. Ateşim yükseldi. Yine gerçek bir insan daha vardı neyse ki, çorba yaptı, o durakta içtiğimiz mercimek gibiydi tadı. İyileştim, kuş olup uçtum sonra.
Dahasını söylemeyeceğim. Kimsenin bilmediği bir zaman o. Nerden geldik nereye gidiyorduk. Ben bilmiyordum. Bir Allah biliyordu…
4 Yorum
Ormanda düzgün odun tükenmemiş anlaşılan:-)
Bu kadar içten olma içime dokunuyor…
Murat abiiim adam işte!
ben bu yazıyı okudum ağladım
ben bu yazıyı okuduğumda ebuzer kokusunu duyoyurun