Bakma Canımın Sıkkınlığı Bundan

kollarına tarlabaşı kolordu komutanıyla bir yatakta iç edilmiş piç edilmiş oğlan muhafızları kadar kalitesiz uyandığın bir sabahın kusmuğu içinden cümleni alıp hayali ihracatların ihraç fazlası hayallerine yelken açarken kafasında martı galoşlarından hoş çığlıkları arkasında bırakan gemiler gibi ıssız kalmak niyetinde ve bekaretinde davranırken silahına amma acayip insanlarmış bu dünya ne garip ne hoyrat laleler ne plastik midir deyip geçecek misin

bakın deyip cümlene her başladığında seni dinlemeyen iki palyaço alkışıyla uğurlanan başkomserin oğlunu gördüğün rüyanda ki seni seyrediyordu bir yamaçta yalnızdınız kekik topluyordunuz ve lavanta garip heyulalar içinde uçuverdi görkemlerin gökdelenlerin arasından kaçak yolcu taşıyan ambarlardan yorgun cumhuriyetler düşüyordu kalbin susadığı her bir damla için bedel ödemiyordu artı artık ağzı ayazla çarpılmaktan donakalmış dudaklarınız seccadeyi öperken irkiliyordu

dehşetengiz bir sayfanın tam ortasında camı kıran küçük kız çocuğu gibi dan dun neler var neler yok dökmüş içini iki muhbir iki gölge gibi takip etmiş senin sözlerini alıp değirmende öğütmüşler bulgur taneleri ve eldivensiz gökyüzü serçeleri gözlerinin akıbetini bilmiyoruz derler sevişip dövüşmeni beklerler ülserli yaralara tuzunu basalar belki bunun bir etkisi yoktur hacı yatmaz külyutmaz şark kurnazı ve letaif kişilik olarak devam da edebilir boynunun boğumunu boğup köprüden ayağını da kaydırabilir misin sen bu harp divanında yargılanan son efendi misin

kaldı ki acımasızca ve umarsızca sorgulanıveren iki albay komutasındaki iki erin içinden fışkıran onca düğünlerin farkında olup da onların haline acıyacak değilsin sabit cereyanlarda kalıp akımlara kapılıp iki protesto iki eylem belki kurtarır senin ceplerindeki bozukluğu onlar bilir cüzdanının kıyısına iliştirdiğin en gizli sırrı sersem aşıklar bu işe ne derler belki bölüşmek öpüşmenin yarısıdır deyip geçerler ama bil ki bu ufukta bi bok yok olsa olsa anca kancıklar ve kanca takanlar

haydi çözdün işin sırrını deyip postunu orospu ettiğin yeri bildin kendinken ki kendinin felaketi yakınken senin bu uykusuzluğa açlığın doymak bilmiyor belki oruç ağızsın belki yeminlisin belki yelkenlidesin kim bilir belli ki sen işinde gücündesin güzel adamsın hak yemezsin yedirmezsin hicranını hangi asra söyletirsen söylet senin zamanın öyle kıymetli bir şey olsa da harmanı kediye yedirmezsin işte ne bileyim yedirmezsin

haber alma teşkilatları teşvik ediyor teşekkür mektuplarının başladığı yerde bilmem kaç derecelik gece görüş mesafesinin işte orda duran keratayı haklamanın perdeleri arkasında duruyorlar insanlık bunun için şükrediyor yani kurtarılıyoruz yani ısınmanın küreseli de olur muymuş hiç karada bekleyen ayının dramını biz de üzülerek izlerken çölde yaşayan kaç penguen tipi var bunu senden saklıyorlar tıpkı annenin yoğurt mayalamak için ayırdığı yoğurtlar gibi senin beynini kaşıklıyorlar sarımsaklıyorlar terini kucak kucak dağıtıyorlar bahçelerde salıncaklarda sallanan terbiyesizler adına yapmıyorlar bunu ki bir daha içinde dalgalanan bayrakları avazın çıktığı kadar haykıramayasın diye o cennet turtalarından yiyemeyesin de ağzı açık ayran delisi olasın göğsün daralsın gövden boşalsın ferin sönsün diye uğraşaduruyorlar lan. Dan. Dan. Dan. Bakma canımın sıkkınlığı bundan.

Sanki sen hiç olmamışsın gibi .Sanki ben içinde hiç kaybolmamışım gibi. Sanki hiç olmamışım gibi. Bakma canımın sıkkınlığı bundan: Özledim.

VN:F [1.0.8_357]
Puan: 0.0/5 (0 oy)

Uyumlu yazılar

“Bakma Canımın Sıkkınlığı Bundan” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




154 sorgu. 1.2200 saniye.

155 sorgu ile 1.221