Kardeşi reklamda gördüğü dondurmadan alalım mı demiş genç adama. Fırlamış yerinden odasına koşup yastığa boğulmuş. Düğümlenmiş kalmış.
Adamın bir hafta öncesine kadar cebinde o dondurmadan daha onlarcasını alacak parası varmış. Sonra sevdiği, çok sevdiği birisi gelsin diye gözünü kırpmamış ödemiş cebinden. Sonra beklediği ile kalmış. Orada beklerken yüreğinden kaç güvercini uçurduğunu, kaçını kafesinde tutamadığını bilememiş adam. Devamını Oku »
yorularak, gözyaşları iplik gibi, isteksizce sızlarken.. dişlerini sıkarak uykuya dalmak. yatağında değil, kanepenin köşesine kıvrılarak. üşüyerek, battaniyeye sarınarak. soğuk terler dökerek uyumak. sabah serinliğinde. kuşların zikrinde. midenin üstünde ağır bir yumruk. kalbinde sancı. boğazında düğümlü bir acıyla uyanmak. sağına soluna bakmadan karşıdan karşıya geçmek. yine de vazgeçememek nedir biliyor musun? nedenini biliyor musun?
Ne yiyor, ne içiyorsun
Elde değil aklım sende
Gece çok geç yatıyorsun
Gel de bir demli çay iç bende
…
A nenni nenni
Kınalı kuzum
Büyüdün de adam mı oldun
Yanağı pembem, dudağı kirazım
Gözü okyanusum iyi ki doğdun
*Sezen Aksu.
Bugün bütün gün dostlarımla tuttuğumuz evin badanasını yapmakla geçti. Merak edenler için söyleyeyim, Devamını Oku »
Adam varmış deniz kıyısına. Atlamış küçücük gemisine, açılmış dalgalara. Deniz kızının peşine mi? Bulmaya mı? Yok olmaya mı? Neye?
Yüzleşmeye. Korkusu ile yüzleşmeye. Yüreğinin en ücrasına kovduğu gerçeği ile çarpışmaya. Adamın sonra diline bir türkü dolanmış.. “Ah küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini delisin..” Dinlemiş de kaybolmuş.. Devamını Oku »
Sana deniz kızı hikâyesi anlatmıştım. O sabah saçlarını okşarken aklıma düşen bir hikâye idi. Bir adam vardı, belki de bu adam bir balıkçıdır bilemiyorum. Bazen ayaklarını denizin soğuk sularında çıplatırdı, taş sektirirdi, sigarasını tellendirirdi. Ama deniz hep korktuğu bir şeydi. Maviydi, ferahtı, dalgalıydı, sonu yoktu, ama ölümcül geliyordu ona. Bu fikri hiç yenemedi. Denizin ölümcül olduğu fikrini. Devamını Oku »