28 Şubat’ın intikamını alıyoruz!

28 ŞubatBugün 28 Şubat. Bundan tam 11 sene önce müslümanları bulundukları yerde kıskıvrak yakalayıveren postmodern darbenin intikamını aldığımız günler nihayet geldi. Artık o buhranlı günler geride kaldı kardeşlerim. Özgürce okullara girebilir, telmaşa ilahiler söyleyebiliriz!

Yukarıdaki cümleleri şuursuzca sarfedecek kadar dangalak olduğumu düşünenler varsa geri bassın.

Dünya iyi ile kötü arasında mücadelenin yaşandığı bir yer değil. Dünya, başından beri gavur ile müslümanın savaştığı bir yer. İyi gavur var, işini ustalıkla yapan. Kötü müslüman var bir çuval inciri berbat eden. Gavurların pek de iyi olmadığı halde dümenleri dönüyor. Müslüman da var ki tam bir imanla suyun başını kesiyor. Var. Bu oluyor.

Türkiye’nin 86 küsur yıllık ömrünün bu son dönemecinde bizleri bir şeylerin yolunda olmadığını söylerken zorlayan şartlar var. Konuşurken dilimin hiç bu kadar ağırlaştığını hissetmemiştim. Zamanın zorluğu, insanların hak ile batılı birbirinden ayırdedemiyecek halde tesis edilmiş olmaları. Hak, batıl, tesis.. hatta insan nedir? Hangi papaz hangi cemaate imamlık etmektedir? Hangi imam hangi hisse senedine hasenesini tahvil etmektedir?

Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 28 Şubat kararlarının ardından gelişen olaylar şöyle:
Başbakan Necmettin Erbakan ‘havada yakıt ikmali’ olarak tanımladığı başbakanlık görevini hükümet ortağı DYP genel başkanı Tansu Çiller’e vermek kastıyla 18 Haziran 1997′de istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sundu. Ancak Demirel, hükümet ortaklarının arasındaki protokolü dikkate almayarak hükümeti kurma görevini ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. 12 Temmuz’da Mesut Yılmaz başkanğında ANAP - DSP – MHP arasında kurulan 55. hükümet (Anasol-M) TBMM’den güvenoyu aldı.
MGK’nun 28 Şubat kararlarının ardından özellikle 18 Nisan 1999 seçimlerine kadar süren zaman diliminde 14 Ağustos 1997′de 8 yıllık kesintisiz eğitim kanunu TBMM’de kabul edildi. Bu kanunla İmam Hatip Liseleri dahil Meslek Liselerinin ortaokul bölümleri kapatıldı.
21 Mayıs 1997′de Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın, Anayasa Mahkemesi’nde Refah Partisi için açtığı kapatma davası 1 yıl sonra sonuçlandı. 17 Ocak 1998′de Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi’nin, “laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri saptandığından” içerikli gerekçeyle kapatılmasına karar verdi. RP’nin mallarının Hazine’ye devredilmesi de kararlaştırıldı. Necmettin Erbakan ve 6 partilinin beş yıl süreyle parti üyeliği yapması yasaklandı.
1998 Kasım ayında eski RP’li İstanbul Büyükşehir belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı düşürüldü.
Yeraltı irticai faaliyette bulunduğu iddiasıyla Aczimendi grubunun lideri Müslüm Gündüz 1997′de IBDA-C örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu da 1998′in son günlerinde İstanbul’da yakalandı. Daha sonra Başbakanlık Takip Kurulu ve Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarından hazırlanan rapora göre, güvenlik ve istihbarat birimleri, 1997′de 2 bin 956 kişiyi, 1998′de ise 4 bin 420 kişiyi “irticai faaliyetlere katıldıkları” gerekçesiyle gözaltına aldı.

1999′dan günümüze kadar olan hadiselerin bir kısmını da şurada anlattım. İlave olarak geçen süre zarfında, medya patronları, ordu mensupları ve cemaat liderleri banka sahibi oldu. Dünya sistemi hallaç pamuğuna çevirdiği sosyoekonomosiyle Türkiye’nin pürüz çıkaran kaşar yöneticilerini bir lokmada yedi. İşini daha kolay görebileceği yeni aptalların siyasetin parlayan yeni yıldızları olmasına imkan tanıdı. (Ali Babacan ve Unatıkan üzerlerine alınmasın.)

Evet. Bugün 28 Şubat. Bundan tam 11 sene önce müslümanları bulundukları yerde kıskıvrak yakalayıveren postmodern darbenin intikamını aldığımız günler nihayet geldi. Artık o buhranlı günler geride kaldı kardeşlerim. Özgürce okullara girebilir, telmaşa ilahiler söyleyebiliriz!

“Bişeyler yolunda
değil besbelli
bir gudubetlik var
işte besbelli
senden değil
benden değil
kimden belli değil
havada bir hinlik var
bi yerde bir eksik var
tarifi zor bir şey var
havada bir hinlik var”

Bir de bunları oku!

“28 Şubat’ın intikamını alıyoruz!” için 1 Yorum yapılmış.


  1. 1 UGraSHAMAN

    “hey kardeşler artık bizde kazanımlar elde etmeye başladık” cümleleri bir akıntıya kapılmışlık göstergesidir evet.lakin başörtülülerin okullara girmesinden bir tükenmişlik söylemi üretilmesini anlayabilmiş değilim. (not: girmişler mi?)

Yorum yapın




Copyright © 2008 Malifulle. | yazılar (RSS) | yorumlar (RSS) | site haritası(XML) | arşiv | hakkında | irtibat | Ziyaret

web metrics

279 sorgu. 1.0290 saniye.